BİLGİLER
Şehir nüfusu80,731
NA (2000)İlçe nüfusu43,587
NA (2000)Yüzölçümü852 km²
Nüfus yoğunluğu84 kişi/km²
Rakım450 metre
Koordinatlar37°03′K 37°54′DPosta kodu63400
Alan kodu414
İl plaka kodu63

Birecik Kalesinin gece görüntüsü
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin Orta Fırat bölümünde
Şanlıurfa iline bağlı ilçe merkezi; 43.587 nüfuslu,
Fırat ırmağının sol kıyısı üzerinde, deniz yüzeyinden 340 m yükseklikte kurulmuştur. Birecik
Şanlıurfa’ya 83,
Gaziantep’e 63 km uzaklıktadır. Evler ırmak boyundaki dar bir düzlükte ve bunun gerisinde yükselen dik bir yamaç üzerine yayılır. Bu yamaç üzerinde bir de kalesi vardır. Fırat, Birecik’in bulunduğu noktadan itibaren aşağıya doğru ufak çapta nehir nakliyatına elverişlidir. Bu sebeple Birecik eskiden beri kara ve nehir ulaşımı arasında bir aktarma yeri olarak önem kazanmıştır. Daha sonraki devirlerde İstanbul-Bağdat demiryolunu Birecik’ten değil de biraz güneyden geçmesi ve kervan ticaretinin eski önemini kaybetmesiyle kasaba gerilemeye başladı. Son yıllarda bu noktada Fırat üzerinde büyük bir köprü yapılması kasabanın önemini yeniden artırdı.
İlçe halkı tahıl ve baklagiller tarımıyla meşgul olur. Kenevir ekimi ve fıstık yetiştirme de ilçenin ekonomik hayatında önemli bir yer tutar.

19. Yüzyıl sonlarında Birecik
Birecik Anadolu’da ilk paleolitik (eski-taş devri) aletin burada bulunması sebebiyle Anadolu’nun prehistorik arkeoloji litaretüründe anılır. 1894’ te J.E. Gautier’in bulunduğu bu alet iki yüzlü (biface amyodöide), kaba yontulmuş ve Aşolleen (Acheulleen), yani alt peleolitik devre ait bir baltadır. Birecik baltasının bulunuşundan önce Küçük Asya’da peleolitik yerleşmelerin bulunup bulunmadığı tartışma halindeydi. Bugün, yüksek dağlar dışında, Anadolu’nun her tarafında yontma taş devrinden itibaren insan yaşadığı tespit

Adı Birecik ile anılan Kelaynak kuşu koruma alanında
Bilindiği gibi kelaynaklar, dünyada nesli tükenmek üzere olan kuşlar arasındadır. Şu an itibariyle dünyada sadece Fas ve Türkiye’de koloni halinde yaşamaktadırlar. Fas’takiler 200 civarında, Türkiye’dekiler (Birecik ilçesinde) 50 civarındadır.
Kelaynakların bilimsel adı “Geronticus eremita”dır. Göçmen bir kuş olan kelaynaklar yüzyıllar boyunca hızlı bir şekilde azalmıştır. Eski Mısırlıların hiyerogliflerinde yer alan kelaynaklar, Avrupa Alplerinden 400 yıl önce kayboldular. Kitle halinde yok oluşlar 1950’lerden sonra zirai ilaçlar, özellikle DDT’nin kullanımıyla başladı. Türkiye’de, Birecik ilçemizde yaz aylarında 1950’li yıllarda binlerle ifade edilen rakamlar da bulunan kelaynaklar 1950’li yılların sonlarında bölgede uygulanan yüksek dozdaki tarımsal ilaçlama nedeniyle sayıları hızla azalmaya başlamıştır. 1989 yılındaki ölümlerle sayıları 100’ün altına düşmüştür. 2000 yılı itibariyle Birecik’teki Kelaynak sayısı 42’dir. Bu sayı da son derece kritik bir sayıdır. Beklenmeyen olağanüstü bir durumda bu nadide kuşları kaybetmemiz işten bile değildir. Bu nedenle yazımın başlığını “Son Kelaynaklar İçin Son Şans” diye koydum.
Evet, kelaynaklar belki kuşların en güzeli değildirler, ama onların çirkinliği ve tuhaf görünüşleri, onlara ayrı bir çekicilik kazandırır. Çıplak kafaları ve enselerindeki tüyleri ile komik bir görünüm kazanırlar. Ancak bunun yanında sağlam karakterli oluşları, vefalı ve beslenirken doğaya güvenleri, tek eşli ve hep aynı eşle çiftleşmeleri belki de günümüzde insanlar arasında olmayan davranış ve hasletlerdir. Belki de bu yüzden kelaynakların nesli tükeniyor. Siyah tüyleri bazen güneş ışığında, mor ve yeşil bir pırıltı alır. Uçarken gösterdiği süzülüş, zariflik ve çeviklik, Kelaynakların insanlara verdiği romantik ve şairimsi zevklerdir. Kelaynaklar, böcekler, çekirgeler, karıncalar, salyangozlar, kertenkeleler ve diğer bilmediğimiz haşaratla beslenmeleriyle doğadaki dengeyi korumakta, bu yönüyle aynı zamanda çevre dostu kuşlardır. Görüldüğü gibi nesli tükenmekte olan kelaynaklar, bugün insanların özlemle hasret duyduğu, tükenen duygulara sahiptir
Birecik Köprüsü, Birecik İlçesinde Fırat ırmağı üzerindeki köprü. Yakın yıllara kadar Urfa-Gaziantep devlet yolu, Birecik’te kesintiye uğruyor, ırmak bu noktada kayık ve sallarla geçildikten sonra yolculuğa devam ediliyordu. 1952 yılı sonunda burada bir köprünün yapımına başlandı. 1955 yılı sonunda biten Birecik Köprüsü 720 m uzunluğunda ve 10 m genişlediğindedir. Her iki tarafında yayaların geçmesi için birer metrelik kesimler ayrılmıştır. Birecik tarafında 55’er metre açıklıkta 5 kemer, Gaziantep tarafında ise 26'şar metre açıklıkta 14 bölümü vardır.
Kelaynak kuşlarıyla ünlü, Fırat nehrinin çekiciliği ile doğal ve tarihi eserleriyle göze hoş gelen bir mekandır. Birecik köprüsü Türkiye'nin en uzun ikinci büyük ırmak köprüsüdür. Birecik kuzeyinde
Birecik Barajı güneyinde ise
Karkamış Barajı arasında göl havzasında kalmaktadır. İlçe ekonomisi genelde
Antep fıstığı üreticiliği üzerine kuruludur.
birecik kalesi

Şanlıurfa ili Birecik ilçesinde bulunan kale, yüksek bir kaya kütlesi üzerine kurulmuş olup, Fırat Nehri ve Birecik Ovası’na hâkim bir konumdadır. Kalenin yapım tarihini belirten bir kitabeye rastlanmamıştır. Bununla beraber kalenin eski bir tarihi olduğu sanılmaktadır. Surların Memluk sultanlarından Kayıbay tarafından yaptırılmış, bunu belirten kitabeler de sur duvarlarına yerleştirilmiştir.
Birecik’in Paleolitik döneme kadar uzanan eski olan tarihi dikkate alındığında yöreye Asur, Hitit, Roma, Arap, Artukoğulları, Haçlı Kontluğu ve Osmanlıların hâkim olduğu bilinmektedir. Bunlardan Asur, Roma, Arap, Urfa Kontluğu, Artukoğulları ve Osmanlıların bu kaleyi onararak kullandıkları sanılmaktadır. Araplar bu kaleden ötürü yöreye Bireh, Osmanlılar da Küçük Kale anlamına gelen Birecik sözcüğünü kullanmışlardır.
Kale kesme taştan yapılmıştır. Şehri çevreleyen surların büyük bir kısmı yıkılmış olmasına rağmen bazı duvar kalıntıları ile kapılarından Mercan Kapısı’nın bir bölümü ile Urfa Kapısı iyi bir durumda günümüze gelebilmiştir. Kalenin Meydan Kapısı ve Bağlar Kapısı’ndan hiçbir iz günümüze gelememiştir.
Adı Birecik ile anılan Kelaynak kuşu koruma alanında
Birecik'in tepeden panorama görüntüsü
selam ile