Tekil Mesaj gösterimi
  #1 (permalink)  
Alt 11-04-2008, 22:46
cemre - ait Kullanici Resmi (Avatar)
cemre cemre isimli Üye simdilik offline konumundadir
Moderator
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 1,446
Memleket :
Cinsiyet :
Teşekkür: 45
136 mesajı 224 Teşekkür Aldı
Ülke Bayrağı - turkey!
Tecrübe Puanı Gücü: 7
cemre is a glorious beacon of lightcemre is a glorious beacon of lightcemre is a glorious beacon of lightcemre is a glorious beacon of lightcemre is a glorious beacon of light
Standart İman ve İslam


بســـم الله الرحمن الرحيم

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.

Hamd yalnız Allah'adır. Kendisinden sonra peygamber gelmeyecek olan Rasûlullah'a da salât ve selâm olsun.

Şeyhül'İslâm Ahmed b. Teymiyye der ki:

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.

Hamd yalnız Allah'adır. O'ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerlerinden, amellerimizin kötülüklerinden Allah'a sığınırız. Allah'ın doğru yola ilettiğini kimse saptıramaz. Saptırdığı kimseyi de kimse doğruya iletemez. Şehadet ederiz ki, Allah'tan başka ibadete layık hiçbir ilâh yoktur. O tektir, ortağı yoktur. Yine şehadet ederiz ki, Muhammed Allah'ın kulu ve rasulüdür. Allah'ım! Ona ve aile halkına salât ve selâm olsun.


" İman" ve " İslâm " kelimelerinin kapsamına dinin tümü girmektedir. "İman ve İslâm'ın hakikati" konusunda insanların sözleri, tartışmaları ve bu konudaki birbirini tutmaz iddiaları pek çoktur. Bu konuda ciltlerle kitap yazılmıştır. Bu alandaki anlaşmazlıklar ise, bütün taifeler arasında, Haricîlerin çıktığı zamandan beri devam etmektedir.

Bizler burada şanı yüce Allah'ın buyruklarından anlaşılanlar ile birlikte, Peygamber (s.a.v)'in sözlerinden anlaşılanları kaydedeceğiz. Böylece mü'min, bizzat Allah'ın ve Rasûlünün kelâmından hareketle bir noktaya ulaşmış olur. Zaten maksat budur. O bakımdan ilke olarak insanların bu konudaki görüş ayrılıklarından söz etmeyeceğiz. Bu konudaki -sadece Allah ve Rasûlünün kelamından anlaşılanları açıklamak sadedinde- anlaşmazlık noktalarını Allah'a ve Rasûlüne havale etmenin daha hayırlı, sonuç itibariyle daha güzel, dünya ve âhirette de âkibet itibariyle daha iyi olduğunu belirtecek açıklamaları kaydedeceğiz.

Bundan sonra açıklamalarımıza şöyle başlayabiliriz. Peygamber (s.a.v) Cibrîl hadisi diye bilinen (Buhari, İman, 37; Tefsir, Sure, 31; Müslim, İman, 1, 5, 7; Nesaî, İman, 5, 6) hadis-i şeriflerinde, "İslâm" ile "İman" ve "İhsan"ın ad olduğu şeyler arasında fark gözeterek şöyle buyurmuştur:

"İslâm, Allah'tan başka ibadete layık hiçbir ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın kulu ve Rasulü olduğuna şehadet etmen, namaz kılman, zekât vermen, oruç tutman ve ona yol bulabildiğin takdirde, Beytullah'ı haccetmendir."

Yine Hz. Peygamber:

"İman:Allah'a, meleklerine, kitaplarına, rasüllerine, ahiret gününe, hayrı ve şerri ile kadere iman etmendir" buyurmuştur.

Aradaki fark, yalnız Müslim tarafından rivayet edilen Hz. Ömer hadisi (Müslim, İman, 1) ile, Buhârî ile Müslim tarafından ittifakla rivayet edilen Ebu Hureyre hadisinde (Buhârî, İman, 37) zikredilmiş bulunmaktadır. Her iki hadiste de, Cebrail'in bedevi bir insan kılığında gelerek peygambere soru sorduğundan söz edilmektedir.

İbn Ömer'in meşhur hadisinde de İslâm, bu şekilde açıklanmış bulunmaktadır:

" İslâm, beş şey üzerine bina edilmiştir: Allah'tan başka ibadete layık hiçbir ilâh olmadığına, Muhammed'in Allah'ın kulu ve rasülü olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, Beytullah'ı haccetmek ve Ramazan ayı orucunu tutmak." (Buhârî, İman, 11, 2; Müslim, İman, 19-22; Tirmizî, İman, 3; Nesai, İman, 13 )

Cibril hadisi de, İslâm'ın "beş temel üzerinde kurulu olduğu" nu açıklamaktadır. Bu ise İslâm'ın kendisidir ve yapılan bina, üzerinde bina yapılan esastan farklı değildir.

Aksine Peygamber (s.a.v) dini üç derece kılmıştır:

1 - Bunun en üstünü ihsan,

2 - Ortası iman,

3 - Onun altı ise İslâm'dır.

Her ihsan sahibi mü'min ve her mü'min de müslümandır. Fakat her mü'min ihsan sahibi olmadığı gibi, her müslüman da mü'min değildir.

Nitekim diğer hadis-i şeriflerde görüleceği üzere, buna ilişkin açıklamalar yapılacaktır. Hammad b. Zeyd'in Ebû Eyyûb'dan, onun Ebû Kilâbe'den, onun Şam halkından bir kişiden, onun da babasından, babasının da Peygamber (s.a.v)'dan rivayetine göre, Hz. Peygamber ona:

"İslâm'a gir, esenliğe kavuşursun" demiş, o da:

" Peki İslâm nedir? " diye sorunca Hz. Peygamber de şu cevabı vermiştir:

" Kalbini Yüce Allah'a teslim etmen, insanların da elinden ve dilinden esenliğe kavuşup kurtulmalarıdır."

O, "Peki İslâm'ın hangisi daha faziletlidir" diye sorunca, Hz. Peygamber;

" İman'dır " diye cevap vermiştir.

Bu sefer: " İman nedir? " diye sormuş; Peygamber de şöyle buyurmuştur:

"Allah'a, meleklerine, rasüllerine, kitaplarına ve ölümden sonra dirilmeye iman etmendir."

"Peki, imanın hangisi daha faziletlidir?" diye sorunca, Hz. Peygamber;

"Hicrettir" buyurmuştur.

"Hicret nedir?" sorusuna:

"Kötülüğü terketmektir" cevabını vermiştir.

"Hicretin hangisi daha faziletlidir?" sorusuna

"Cihad'dır" diye cevap vermişdir.

"Cihad nedir?" diye sorunca:

"Kâfirlerle karşılaşman halinde, onlarla cihad etmen veya savaşman, bununla birlikte ganimet konusunda hırsızlık yapmaman ve korkmamandır."

Daha sonra Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

"İki amel vardır ki, bunlar - benzerleri ile amel edeninki müstesna - bütün amellerin en faziletlisidir."

Bu sözlerini üç defa tekrarladıktan sonra şöyle devam etti:

" Bunlar mebrûr, hac veya umredir."

Hadisi İmam Ahmed ile Muhammed b. Nasr el-Mervezî rivayet etmiştir.

İşte bundan dolayı " Dört Mertebe" zikredilerek şöyle buyurulmuştur:

" Müslüman, diğer müslümanların dilinden ve elinden selâmette olduğu kimsedir. Mü'min ise, insanların, kanları ve malları konusunda kendisinden emin olduğu kimsedir. Muhacir, kötülüklerden uzak duran kimsedir. Mücahid de Allah rızası için kendi nefsine karşı cihad edendir."

Bu hadisi şerif Peygamber (s.a.v)'den Abdullah b. Amr'ın Fedâle b. Ubeyd'in ve başkalarının ceyyid bir isnadı ile rivayet edilmiştir. Bu hadis Sünen'lerde ve bir kısmı da Buhârî ile Müslim'de yer almaktadır.

Peygamber (s.a.v), birkaç yoldan rivayet edildiğine göre, şöyle buyurmuştur:

" Müslüman, diğer müslümanların elinden ve dilinden selâmette oldukları kimsedir." (Buhârî, iman, 5; Müslim, iman, 64-66)

" Mü'min de insanların kanlarından ve mallarından yana güven duydukları kimsedir." (Tirmizî, iman, 12; Nesaî, iman, 8)

Bilindiği gibi kanlar ve mallar konusunda kendisine güven duyulan bir kimsenin dilinden ve elinden müslümanlar hiçbir zarar görmezler. Eğer bu açıdan, onların o kimseden yana esenlikte olmaları söz konusu olmasaydı, ona güven beslemezlerdi. Ubeyd b. Umeyr'in Amr b. Abse'den rivayet ettiği hadiste de durum böyledir.
Alinti ile Cevapla
Sponsor Bağlantılar

Hediyeler Dünyası'nın Kendi Üretimi...
Minder ve Yastık Çeşitleri...Tıklayın