| ||||||||||||||||||||||
| |||||||
| İslamda Evlilik İslamda Evlilik Ve Aile Hayatı |
| Etiketler |
evlilik ![]() |
| | LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Biçimi |
| ||||||||||||
| Hz. Muhammed (a.s.m) Nasıl Bir Eşti ? Gerçek anlamda mutlu evlilikler azdır ve aslında evlilik mutlu etme sanatıdır. Kur’an’ın en büyük tatbikçisi ve yorumcusu olan Hz. Peygamber “... Kadınlara güzel muamele edin...” [1] âyetini hayatında yaşayarak bize bizzat örnek olmuştur. Zaten Allahu Teâlâ da “لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ Gerçekten Allah’ın Resûlü’nde sizin için en güzel örnekler vardır”[2] buyurmaktadır. Özellikle, “en sahîh kitaplar” ünvanını alan Buharî ve Müslim’in eserlerinde ayette söz konusu edilen güzel muamele kapsamında değerlendirilebilecek pek çok konu ve rivâyet bulunmaktadır. Örneğin, sevgi bir olgudur ve bunu kocasından beklemek kadının en temel hakkıdır. Bu bağlamda âyette de “وَمِنْ آيَاتِهِ أَنْ خَلَقَ لَكُم مِنْ أَنفُسِكُمْ أَزْوَاجًا لِتَسْكُنُوا إِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُم مَوَدَّةً وَرَحْمَةً إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ İçinizden, kendileriyle rahatlayacağınız eşler yaratıp; aranızda sevgi ve merhamet var etmesi, O'nun varlığının belgelerindendir. Bunlarda düşünen millet için ibretler vardır."[3]buyrulmaktadır. Kadının kocasından kendisine sevgi göstermesini istemesi doğaldır. Ailede sevgi, tıpkı yeme ve içmeye olan bir ihtiyaç gibidir. Sevgi Allah’ın en önemli ve olmazsa olmaz nimetlerinden biridir. Sevgi yokluğunda bunalım yaratabilecek ve bu nedenle de onu elde etme uğruna birçok fedakârlık yapılabilecek bir duygudur. Bu ihtiyacı, güzel muamelenin sınırları içinde değerlendirmemek, kadının yalnızca maddî ve bedeni hakları üzerine ağırlık vermek, İslâm’ın öğretisiyle örtüşmemektedir. Geçmişte olduğu gibi maalesef bugün de birçok erkek eşine sevgi dolu sözcükler kullanmasının ve ona iltifat etmesinin otoritesini sarsacağına inanmaktadır. Diğer taraftan kadınlar ise, bu hususta tatmin olamamaları, kocalarından sevgi ve takdir ifadelerini duyamamaları yüzünden acı çekmektedir. Hukukta yer almasa da hadislere baktığımızda, Hz. Peygamber’in sevgiye değer verdiği[4], başkalarına da eşini sevdiğini söylemekten çekinmediği görülmektedir[5]. “Varlığı halinde işte bu sevgi duygusu, karı koca arasındaki zikredilen hakları en iyi şekilde yerine getirmeyi sağlar. Evlilik duygusallıktan uzak olarak başlayabilir. Fakat eşler arasındaki güzel muamele, ahlak, vefa ve ihsan neticesinde sevgi duyguları çabucak gelişir. Ancak bu durumda eşler huzurlu ve mutlu yaşayabilirler”[6]. Ayrıca, kocasıyla ordan burdan konuşmak, dinlenilmesini istemek, sevgi ve saygıya dayalı nitelikli beraberlik arzu etmek kadın için bir haktır[7]. Birlikte yemek davetlerine katılmak, onsuz tadını alamadığı için eşinin davet edilmediği yere gitmek istememek[8], birlikte şakalaşıp gülmek[9], eğlenmek[10] ve düğünleri eğlence sebebi saymak[11] hep bu nitelikli beraberliğin Hz. Peygamber’in hayatındaki görüntüleridir. Bunlar olmadığı takdirde diğer bütün maddî imkânlara sahip olmanın ne önemi vardır? En büyük dünya nimetini hayırlı bir eş gören[12] Hz. Peygamber, huzurlu olmak için dindar eşin tercih edilmesini tavsiye etmekte[13] ve evlenmeden önce üzerinde anlaşılan şartların yerine getirilmesini istemektedir[14]. İnsanları birbirine nezaket içerisinde hitap etmeye çağıran[15] o yüce şahsiyet, kadınları kırılacak kristaller gibi hassas ve nazik görmekte[16], bu nedenle de onlara karşı şefkatle davranmaya ve tahammül göstermeye teşvik etmektedir[17]. Kadınların vasıta kullanmalarını takdirle karşılamakta[18], hattakarısının rahat etmesi için de bineğine örtü serip, binmesi için dizini basamak olarak kullandırmaktadır[19]. Zaman zaman eşinin kendi dünyasında rahatlamasına ve eğlenmesine yardımcı olmaktadır[20]. Hanımlarının kendilerini karşılamaya hazırlanabilmeleri için, geceleyin seyahatten dönen kocaların ani sürpriz yapmalarını istememektedir[21]. Günümüzde kadınların büyük bir çoğunluğu kocalarının ilgisizliğinden yakınmaktadır. Halbuki, Hz. Peygamber’in erkeğin karısını ihmal edecek kadar yoğunlaşmasını ibâdet için bile hoş görmediği[22], hatta seyehate gideceği zaman, çekilen kur’âya göre, hanımlarından birisini de beraberinde götürdüğü[23] nakledilmektedir. Yine O, hanımlarının isteklerini yerine getirmek için elinden geleni yapmaktadır[24].Bu meyanda, bir kimsenin ailesi için harcadığı parayı en yüksek sevap olarak göstermekte[25] ve kişinin hanımının ağzına koyduğu lokmadan bile mükafat elde edeceğini söylemektedir[26]. Bu çerçevede, geride ailesi olan kimselerin mallarının tamamını bağışlamalarına izin vermemektedir. Kadının kocasının çok evliliğine itiraz hakkına saygı göstermekte[27], esasen kendisi de eşini kıskanmaktadır[28]. Yine Hz. Peygamber karısıyla birlikte aynı kapta banyo yapmakta[29], kişinin eşiyle cinsel ilişkisinin sevap olduğunu bildirmekte[30] ve zan üzere yuva yıkılmasına fırsat vermemektedir[31]. Hz. Peygamber, karı koca muhabbetini nafile oruçtan üstün tutmakta[32], hanımının yemek teklifi üzerine nafile orucunu bozmakta[33] oruçlu olduğu halde hanımlarını öpüp onlarla yakın temastan kaçınmamaktadır[34]. Karısının komşusuna hediye vermesinde mahzur görmediği gibi, onu en güzeline yönlendirmekte[35] ve kadınların sesinin kendi sesi üzerine çıkmasına tahammül etmektedir[36]. Şüphesiz evlilik hayatı hep güllük gülistanlık değildir. Eşlerin birbirlerinde görmek istemediği pek çok şey bulunabilir ve bazen taraflar arasında kırılmalar da olabilir. Nitekim, Hz. Peygamberin de vefatından önce rahatsızlığı esnasında ağır hastalığının şiddetiyle, Hz. Aişe’ye sözünü dinlememesi sebebiyle kızdığı[37], ama yine de onu yanında istediği ve kendisini onun kucağına bıraktığı rivâyet edilmektedir[38]. Yine, o sıkıntılı halinde kendisiyle kalma konusunda tercihlerini eşlerine havale etmekte[39], hanımlarının kendisine kızdığı zamanları da çok iyi bilmektedir[40]. İşte Hz. Aişe bu özeliklere sahip olan bir eşle evli olmakla en bahtiyar kadının kendisi olduğunu belirtmektedir[41]. Ev işlerinden zorlandığı ve bunaldığı anlarda, örneğin küçük çocuğun ağlaması üzerine, kadının kocasından, hiç olmazsa, çocuğun bakımına yardımını istemesi hakkıdır. Hukukta bizzat bu ifadeler yer almamakta, ancak hadislerde Hz. Peygamber’in ev işlerinde hanımlarına yardım ettiği bildirilmektedir[42].Yaptığı işler karşılığında kocasından takdir görmek, kıymetinin bilinmesini istemek kadının en çok yerine getirilmesini talep ettiği haklardandır. Aslında, bir anlamda, bunlar karşılıklı karı-kocanın birbirine göstermesi gereken müşterek haklar cümlesindendir. Yine Hz. Peygamber hayızlı diye hanımını terketmemekte bilakis her zamanki nezaketine devam edip, cinsel ilişkiye girmeden öpmek ve okşamak suretiyle aynı yatakta yatmakta[43], hatta karısının kucağına yaslanıp Kur’an okumakta[44], o haldeyken mescide girip çıkmasına izin vermekte[45] ve hanımının özellikle dudaklarının değdiği yemeği yeyip, su içtiği kabın aynı yerinden içmektedir[46]. Yine Hz. Peygamber, erkeğin hanımının özel sırlarını başkasına anlatmasını en büyük ihanet görmektedir[47]. Kendisinden önce vefat eden eşini de hiç unutmamakta, her vesileyle yâdedip, ona karşı vefasını göstermektedir[48]. Yine, o hanımlarını az zamanda çok sevap getirecek ibadetlere yönlendirmektedir[49]. Buhârî ve Müslim’in “Sahîh”lerinde bulunan ve örnek olmak üzere sadece bir kısmını verdiğimiz bu rivâyetler; asırlardır kıymeti bilinmeyen ve her çağda değişik kisveler altında horlanıp ezilen kadına İslâm’ın verdiği değeri göstermektedir. Unutulmamalıdır ki, bu davranış biçimi o yüce insanın “وَعَاشِرُوهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ... Kadınlara güzel muamele edin ...”[50] âyetine fiilî olarak getirdiği yorumun sadece bir kesitinden ibarettir. Dr. Necla Yasdıman İzmir İl Müftülüğü Merkez Vâizesi Not: Dr. Necla Yasdıman’ın “Kadının Evlilikteki Hakları” adlı kitabından alıntıdır. Kitapla ilgili istek ve görüşleriniz için ulaşabileceğiniz email adresi: [Sadece Kayıtlı ve E-Posta Doğrulaması Yapmış Üyeler Linkleri Görebilirler. ] [1] 4/Nîsâ, 19. [2] 33/Ahzâb, 21. [3] 30/Rûm, 21. [4] Bu konuda örnek olarak Berîre ve Muğîse arasında geçen olaylara Hz. Peygamber’in yaklaşımı için bkz. Buhârî, Talak 15, 16 (VI, 171); Ebû Dâvud, Talâk 18, 19 (2231, 2232), II, 670; Tirmizî, Radâ' 7 (1156), III, 462. [5] Buhârî, Megâzî 63 (V, 113); Müslim, Fezâilu's-Sahâbe 8 (2384), II, 1856; Tirmizi, Menâkıb (3885), V, 506. [6] Ebû Şakka, Tahrîru’l-Mer’e fî Asrı’r-Risâle, V, 144. [7] Bu çerçevede Hz. Peygamber’in hanımlarıyla samimiyeti ve örnek davranışları için bkz. Buhârî, Hayz 2 (I, 77), İtikâf 2, 3, 4 (II, 256), 19 (II, 260); Müslim, Hayz 6-7 (297), I, 244; Muvatta, İtikâf 1 (I, 312); Tirmizi, Savm 80, (804), III, 167; Ebû Davud, Savm 78 (2467, 2468, 2469), II, 832-833; Nesâî, Hayz 20 (1, 193). Yine itikaftayken geceleyin ziyaretine gelen karısını mescidin kapısına kadar uğurlaması rivâyeti için bkz. Buhârî , İtikâf 8 (II, 257), 11 (II, 258), Farzu'l-Humus 4 (IV, 45, 46); Müslim, Selâm 23-25 (2174, 2175), II, 1712; Ebû Dâvud, Savm 79 (2470), II, 834. Yine Hz. Peygamber’in; hanımlarının herbirinin gönlünü almak için ikindi namazlarından sonra yanlarına uğraması, sohbet etmesi ve kıskançlıklarına göz yumması ile ilgili rivâyetler için bkz. Buhari, Talak 8 (VI, 166, 167); Müslim, Talak 20 (1474), II, 1100. Bir başka rivâyette ihrama gireceği zaman ve çıktıktan sonra karısının ona güzel kokular sürdüğü belirtilmektedir: Bkz. Buhari, Hacc 18 (II, 145), 143 (II, 195); Müslim, Hacc 32 (1189), I, 846; Muvatta, Hacc 17 (I, 328); Tirmizi, Hacc 77 (917), III, 259; Ebû Davud, Menasik 10 (1745), I, 358, 359; Nesai, Hacc 41 (V, 136). Yine Hz. Peygamber sabah namazının ilk iki rekatını kılınca camiye gidinceye kadar karısıyla sohbet ederdi. Bkz. Buhari, Teheccüd 24 (II, 50), 26 (II, 52); Müslim, Müsafirin 133 (743), I, 511; Ebû Davud, Salat 4 (1262, 1263), II, 48; Tirmizi, Salat 193 (418), 277, 278. [8] Resûlullah'ın İranlı komşusunun yemek davetini Hz. Aişe’yi davet etmediği için gitmemesi ile ilgili rivâyet için bkz. Müslim, Eşribe 139 (2037), II, 1609; Nesâî, Talâk 23 (VI, 158). [9] Buhari, Ahkâm 51 (VIII, 126), Merdâ 16 (VII, 8). [10] Bu konudaki hadisler için bkz. Buhârî, Iydeyn 2, 3 (II, 3), 25 (II, 11), Cihad 81 (III, 228), Nikâh 82 (VI, 147), 114 (VI, 159); Müslim, Iydeyn 19 (892), I, 609; Nesâî, Iydeyn 33-36 (III, 195-197). [11] Hz. Aişe anlatıyor: "Bir kadını, ensârdan bir erkekle evlendirmiştik. Resûlullah: - “Ey Aişe! Eğlenceniz yok mu? Zira ensar eğlenceyi sever!" buyurdular". Bkz. Buhârî, Nikâh 63 (VI, 140). [12] Müslim, Radâ' 64 (1467), II, 1090; Nesâî, Nikâh 15 (VI, 69). [13] Buhârî, Nikâh 15 (VI, 123); Müslim, Radâ' 53 (1466), II, 1086; Ebû Dâvud, Nikâh 2 (2047), II, 539; Nesâî, Nikâh 13 (VI, 68). [14] Buhari, Nikâh 52 (VI, 138), Şurût 6 (III, 175); Müslim, Nikâh 63 (1418), II, 1035; Ebû Davud, Nikâh 38, 39 (2139), II, 604; Tirmizi, Nikâh 32, (1127), III, 434; Nesai, Nikâh 42 (VI, 92, 93). [15] Müslim, Elfâz 13-14 (2249), II, 1764; Ebû Dâvud, Edeb 75 (4975, 4976), V, 256, 257. Ayrıca bkz. Buhârî, Itk 17 (III, 124); Müslim, Elfâz 15, (2249), II, 1765. [16] Buhari, Edeb 90 (VII, 108), 95 (VII, 110, 111), 111 (VII, 119), 116 (VII, 121); Müslim, Fezâil 70 (2323), II, 1811. [17] Müslim, Radâ 61 (1469), II, 1091. [18] Hz. Peygamber’in “Kureyş kadınları(nın), deveye binen kadınların en hayırlıları” olduğunu belirten rivâyet için bkz.Buhârî, Nikâh 12 (VI, 120), Enbiya 46 (IV, 139). [19] Buhârî, Megâzî 38 (V, 76, 77). [20] Buhârî, Edeb 81 (VII, 102); Müslim, Fedâilu's-Sahabe 81 (2440), II, 1890-1891; Ebû Dâvud, Edeb 54 (4931, 4932), V, 226. Yine Hz. Aişe anlatıyor: "Ben mescidde oynayan Habeşlileri seyrederken Resûlullah'ın beni ridâsı ile örttüğünü hatırlıyorum. Bu hal ben seyretmekten usanıncaya kadar devam etti. Benim gibi genç yaşta bir kızın eğlenceye ne kadar düşkün olacağını varın siz takdir edin". Bu konudaki hadisler için bkz. Buhârî, Salât 69 (I, 116, 117, Iydeyn 2, 3 (II, 3), 25 (II, 11), Cihâd 81 (III, 228), Nikâh 82 (VI, 147), 114 (VI, 159); Müslim, Iydeyn 18, (892), I, 609; Nesâî, Iydeyn 35, (III, 195-196). [21] Bu konu ile ilgili olarak rivayetler için bkz. Buhari, Nikâh 120 (VI, 161), Umre 16 (II, 205 ); Müslim, İmâret 181-183 (715), II, 1527; Ebû Davud, Cihad 163 (2776-2778), III, 218-219; Tirmizî, İsti'zân 19 (2712), V, 66. [22] Buhârî, Nikâh 1 (VI, 116); Müslim, Nikâh 5 (1401), II, 1020; Nesâî, Nikâh 4 (VI, 58-60). Her hak sahibine hakkının verilmesi gerektiğine dâir rivâyetler için bkz. Buhârî, Edeb 86 (VII, 104, 105); Tirmizî, Zühd 64 (2413), IV, 608. [23] Buhari, Cihad 64 (III, 221), Müslim, Tevbe 56 (2770), III, 2130; Nesai, Taharet 194 (1, 163). [24]Buhari, Hacc 34 (II, 151), 81 (II, 172), Temenni, 3 (VIII, 129); Müslim, Hacc 136-138 (1213), I, 881-882; Ebû Davud, Menasik 47 (1785), II, 384-385. [25] Buhari, Nafakat 1 (VI, 189); Müslim, Zekat 48 (1002), I, 695; Nesai, Zekat 60 (V, 69); Tirmizi, Birr 42 (1965), IV, 344. [26] Buhârî, Cenâiz 37 (II, 82, 83), Nafakât 1 (VI, 189), Müslim, Vasiyye 5 (1628), II, 1250, 1251; Muvatta, Vasıyye 4 (II, 763); Tirmizî, Cenâiz 6 (975), III, 305; Ebû Dâvud, Vesâya 2 (2864), III, 284-287; Nesâî, Vesâya 3 (VI, 241, 243). [27] Buhârî, Fezâilu'l-Ashab 16 (IV, 212), Humus 5 (IV, 47, 48), Müslim, Fezâilu's-Sahâbe 96 (2449), II, 1904; Ebû Dâvud, Nikâh 12 (2071), II, 558; Tirmizî, Menâkıb 60 (3867), V, 698. [28] Müslim, Li'ân 16 (1498), II, 1136; Muvatta, Akdiye 17, (II, 737); Ebû Dâvud, Diyât 12 (4532), IV, 670. [29] Buhari, Gusl 2 (I, 68), 9 (I, 70); Müslim, Hayz 40, 45 (319, 321), I, 255, 256; Ebû Davud, Taharet 39 (77), I, 61; Nesai, Tahâret 148 (I, 130). Benzer olayın yer aldığı rivâyet için bkz. Müslim, Hayz 59 (331), I, 260. [30] Müslim, Zekat 53 (1006), I, 697, 698. [31] Buhârî, Talâk 26 (VI, 178), Hudud 41 (VIII, 31); Müslim, Li'ân 20 (1500), II, 1137-1138; Ebû Dâvud, Talâk 27, 28 (2260-2262), II, 294, 295; Tirmizî, Velâ 4 (2128), IV, 439-440. [32] Buhari, Nikâh 84 (VI, 150); Müslim, Zekat 84, (1026), I, 711; Ebû Davud, Savm 74 (2458), II, 826; Tirmizi, Savm 65 (782), III, 151. [33] Müslim, Sıyam 169 (1154), I, 809; Nesai, Sıyam 67 (IV, 193-195); Ebû Davud, Savm 72 (2455), II, 824, 825. [34] Buhari, Savm 23, 24 (II, 233); Müslim, Sıyam 62-65 (1106), I, 776; Muvatta, Sıyam 14 (I, 292); Ebû Davud, Savm 33 (2382-2386), II, 778-779; Tirmizi, Savm 31, 32 (727- 729), III, 106. [35] Buhari, Edeb 32 (VII, 79); Ebû Davud, Edeb 122, 123 (5155), V, 358. Benzer rivâyet için bkz. Buhari, Edeb 30 (VII, 78), Hîbe 1 (III, 128-129); Müslim, Zekat 90 (1030), I, 714; Tirmizi, Velâ 6 (2130), IV, 441. [36] Müslim, Radâ' 46 (1462), II, 1084. [37] Buhârî, Ezan 46 (I, 165). [38] Hz. Aişe der ki: - “Hz. Peygamber, benim hücremde ve normal olarak bana uğramakta olduğu günde vefat ettiler. Ayrıca Azîz ve Celîl olan Allah onun rûh-u şerifelerini kabzettiği vakit, mübarek başları ciğerimle boğazım arasında (göğsümde) (yaslanmış vaziyette) idi. Tükrüğü de tükrüğüme karışmıştı. (Hz. Peygamber’in hastalığı sırasında birara, kardeşim) Abdurrahman İbn Ebî Bekir içeri girdi, elinde bir misvak vardı, dişlerini misvaklıyordu. Resûlullah o misvağa baktı. - “Ver o misvağı bana!" dedim. O da verdi. Dişlerimle kemirip yonttum ve ucunu geverek (yumuşatıp) Hz. Peygamber'e uzattım. Resûlullah, başı göğsüme yaslı vaziyette onunla dişlerini misvakladı” Bkz. Buhârî, Megâzî 83 (V, 142), Humus 4 (IV, 45). [39] Savaş ganimetlerinin büyük çoğunluğunu yeni gelişmekte olan İslam’ın ve fakir müslümanların gideri için harcayan Hz. Peygamber’in, daha fazla dünyalık menfaat isteyen eşlerinden bir ay ayrı kalışı ve bu duruma razı olmaları yahut da boşanma bedellerini alıp ayrılmaları konusunda yaptığı teklif ile ilgili rivâyet için bkz. Müslim, Talâk 29 (1478), II, 1104, 1105. [40] Hz. Aişe anlatıyor: "Resûlullah, bana: - “Ben senin bana kızdığın ve benden razı olduğun zamanları biliyorum" buyurdular. Ben: - “Bunu nereden anlıyorsunuz?" diye sordum. - “Benden razı oldun mu bana: - “Hayır! Muhammed'in Rabbine yemin olsun" diyorsun. Bana öfkeli olunca: - “Hayır! İbrahim'in Rabbine yemin olsun!" diyorsun" dedi. Ben: - “Doğru, ey Allah'ın Resûlü, ben sadece senin adını terkederim?" (sevgin yüreğimdedir) dedim". Bkz. Buhari, Nikâh 108 (VI, 158), Edeb 63 (VII, 91); Müslim, Fedailu's-Sahabe, 90 (2439), II, 1890. [41] Müslim, Nikâh 73 (1423), II, 1039. [42] Buhari, Ezan 44 (I, 164); Tirmizî, Kıyamet 45 (2489), IV, 654. [43] Buhârî, Hayz 5 (I, 78); Müslim, Hayz 1 (293), I, 242, ; Tirmizî, Tahâret 99 (132), I, 239. Bu tavırlarını yalnızca Hz. Aişe’ye değil, bütün eşlerine göstermesi ile ilgili rivâyetler için bkz. Buhari, Hayz 4 (I, 77, 78), 21, 22 (I, 83); Müslim, Hayz 5 (296), I, 243; Nesâî, Tahâret 179 (I, 149, 150). [44] Buhârî, Tevhîd 52 (VIII, 214, 215); Ebû Dâvud, Tahâret 102 (260), I, 178-179; Nesâî, Hayz 16, (1, 191). [45] Hz. Aişe anlatıyor:"Resûlullah (bir gün) bana (kendisi mescidde iken) - “Humre'yi (üzerinde secde etmeye mahsus küçük bir seccâde) bana getiriver!" buyurdular.- “Hayızlıyım" diye cevap verdim. - “Senin hayzın elinde değil ki!" dediler". Müslim, Hayz 11, (298), I, 245; Ebû Dâvud, Tahâret 103 (261), I, 179; Tirmizî, Tahâret 101 (134), I, 241; Nesâî, Hayz 18 (I, 192). [46] Müslim, Hayz 14 (300), I, 245, 246; Ebû Dâvud, Tahâret 102 (259), I, 178; Nesâî, Tahâret 177, (I, 148-149). [47] Müslim, Nikâh 123 (1437), II, 1060; Ebû Davud, Edeb 32 (4870), V, 189-190. [48] Hz. Peygamber’in koyun kestiği zaman bir parçasından Hatice'nin dostlarına da göndermesi ve onun yâdını çok yapması ile ilgili rivâyetler için bkz. Buhari, Nikâh 108 (VI, 158), Menâkıbu'l-Ensâr 20 (IV, 230, 231); Müslim, Fezâilu's-Sahâbe 73-78, (2434-2437), III, 1888-1889. [49] Müslim, Zikr 79, (2726), III, 2090; Ebû Dâvud, Salât 24 (1503), II, 171. [50] 4/Nîsâ, 19.
__________________ "Bir Kavmin Seyyidi O Kavme Hizmet Edendir" (Hadis-i Şerif) - Güzel Bir Yazı - Tıkla Destek Ol |
| admin adlı üyemize teşekkür eden(ler): | ||
gokce (11-09-2008) | ||
| | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | son Mesaj |
| Rahmet ve Şefkat İlaçları | gokce | Diğer Eserler | 0 | 14-07-2008 23:12 |
| Elhüccetüzzehra | gokce | Diğer Eserler | 0 | 12-07-2008 00:02 |
| Ondördüncü Şua | gokce | RİSALE-İ NUR | 2 | 08-07-2008 23:05 |
| Yirmibeşinci Söz | gokce | RİSALE-İ NUR | 0 | 05-07-2008 17:56 |
| Yirmibeşinci Söz | gokce | RİSALE-İ NUR | 0 | 05-07-2008 17:51 |
| Şu Anda Konuyu Görüntüleyen Aktif Kullanıcılar : 1 (0 Üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Biçimi | |
| Bookmarks |
|






























