| ||||||||||||||||||||||
| |||||||
| 65 - Van Van'lı Kardeşlerin Mekanı... |
| Etiketler |
vanlı, şair, şiir ![]() |
| | LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Biçimi |
| ||||||||||||
| Sanat ve Edebiyat Serhat şehirlerimizden biri olan Van, tarih boyunca stratejik önemi yanında, sanata ve ilme beşiklik etmesi açısından da önemli bir yere sahip oluşmuştur. Türk-İslam devlet geleneği içerisinde, sanatkârlar ve ilim adamları, merkezlerde sultanlar; vilâyetlerde valiler ve üst düzey yöneticiler tarafından desteklenip korunmuşlardır. Varı, çok uzun yıllardan beri önemli bir vilâyet merkezi olması hasebiyle zikredilen fonksiyonun icrasına haliyle mekân olmuştur Van, tabiî güzelliği açısından da birçok mekâna nasip olmayan avantajlara sahiptir. Gölü, dağları, güzelim suları, ovaları, yaylaları, kışın soğuğuyla yazın sıcağıyla rahatsız etmeyen mutedil havası, birkaç bin yıllık tarihin mirası olan eserleri ile Van, şairlere gerçekten iham kaynağı olma niteliğindedir. Tanzimat dönemine kadar edebiyat dendiği zaman akla şiir gelirdi. Haddizatında "edebiyat" kelimesi bile ilk defa Şinasî tarafından kullanılmış bir kelimedir. Klâsik dönemde edebiyat yerine "Şiir ve irışa" kullanılırdı. Şiir bildiğimiz şiir, inşa ise düz yazı anlamındadır. Ne var ki eski edebiyatımızda düz yazı şiirin yanında her zaman üvey evlat muamelesi görmüştür. Bu, sadece Eski Türk edebiyatı için değil bütün İslâm-Şark edebiyatları için geçerli olan bir özelliktir. Birçok padişahın, mektuplarını bile manzum yani şiir tarzında yazdığı bilinmektedir. Van ilimizi edebiyat tarihi açısından ele aldığımız zaman, yukarıda sözü edilen özelliğin Van için de cari olduğu görülmektedir. Şiir, sadece Cumhuriyet öncesinde değil Cumhuriyetten sonra da saltanatını sürdürmüştür. Van'daki Sanat ve Edebiyat faaliyetlerinin Cumhuriyetten sonraki bölümüne ağırlık vereceğiz. İslamî dönemde Van'daki edebiyat tarihini 14. yüzyıla kadar götürebiliyoruz Van'ın Bahçesaray ilçesinden asıl adı Muhammed olan ve şiirlerinde "Mim Hayy" mahlasını kullanan Fake-i Tayran Van yöresinde, eserleri günümüze ulaşmış ilk şâirdir. Bölgede medrese talebelerine "fakih"ten bozma "fake" denmektedir. "Fake-i Tayran" kuşların talebesi anlamındadır. Doğum ve vefat tarihi tespit edilemeyen Ercişli Emrah, Vankulu Mehmet Efendi (ö. 1592) , Abdülbaki Efendi (ö. 1634), Şâni (ö. 1676), Mevlevi Mehmet Dede (17. yy) , şâir İzzî (İzzetî Mehmet Bey, Vani Çelebi (17. yy) Mir Sipihri (17. yy) Ömer Efendi (ö. 1 ğ 78) , Feyzi Salih Efendi (ö. 1715) , Dürri (ö. 1639), (ö. 1724) Sadî (Abdülbâki Sadi Efendi) (1708-1748) , İbrahim Hoca (ö. 1808) , Vehbi Dede (Derviş Vehbi-i Kadim) (?-?) Aşık Davut Telli (?-?) Selamî Efendi (ö. 1808) , Akif Mustafa Efendi (1812 ) , Aşık Hayreti (19 . y) Kavalcı Recep (18451915) Cumhuriyet'ten önce Van'ın yetiştirdiği, tesbit edilebilen şâirleridir. Cumhuriyet dönemine gelinirken Türk Edebiyatı ciddi değişimler geçirmiştir. Divan edebiyatı, Arap ve Fars edebiyatlarının tesiriyle oluşmuş, estetik yönü ağır basan, sıkı kurallara bağlı bir edebiyattır. Türk Edebiyatında, Tanzimat dönemi olarak isimlendirdiğimiz 1860-1896 döneminde Türk şiiri, Batıya yönelmeye başlamıştır İçeriği değişen şiirde kullanılan vezin, yine Aruz veznidir; dil yine Arapça, Farsça'nın ağırlıkta olduğu Osmanlıca'dır. Değişmeye başlar. Millî Edebiyat (1911-1923) döneminde ise artık dil sade Türkçe, vezin hece vezni, nazım şekilleri, içerik tamamen değişmiştir. Cumhuriyet döneminde edebiyatın hakimiyeti devam etmiş, devletin resmî kültür politikası, musikide olduğu gibi, edebiyatta da halk ürünleri ile Batı Edebiyatının karışımından yeni bir edebiyat tarzı geliştirmek amacına yönelik olmuştur. Cumhuriyet döneminde, hece vezni ile yazılan şiirlerin yanında bir de serbest vezinli şiirler görülmeye başlamıştır. Cumhuriyet döneminde, Van'da yetişen şâirlerin birinci ve ikinci kuşakları, genelde halk şiiri tarzına meyletmişler ve eserlerini bu çerçevede vermişlerdir. Çoğunluğu şiirlerini Van'da yayınlanan mahalli gazetelerde yayınlayarak şiire başlayan bu şâirlerin büyük bir kısmı, sonraki dönemlerde büyük şehirlere göçmüş ve kalem faaliyetlerine buralarda devam etmişlerdir. Mahallî basının sanat ve kültüre yaptığı katkıyı burada bir kez daha teyid etmeliyiz. Bu bağlamda Van'da yayınlanan mahallî gazetelerden Van Sesi, Van Postası, İki Nisan, Van Ekspres, Kurtuluş, Çaldıran, Bir Nisan. Serhat, Yeni Yurt Van, Van Halk Postası, Van Kulu, Van Haber, Prestij, Şark Yıldızı gazetelerini kutlamak lazım. Bunlardan bir kısmı hâlâ yayınını sürdürmektedir. CUMHURİYET DÖNEMİNDE VANLI ŞÂİRLER GALİP PAŞA (DEMİROĞLU) (1874-1958) Eski Van Belediye başkanlarından olan Galip Paşa'nın ilk Mebusan Meclisine Van Milletvekili olarak seçilmiş olduğu ancak söz konusu meclise katılmadan meclisin kapatıldığı ifade edilse de bu bilgilerde kanaatimizce yanlışlık vardır. Aydın Talay Galip Paşa'nın doğumunu 1241 (1874) olarak vermekte ve bunu Faik Demiroğlu'nun bir yazısına dayandırmaktadır. Öncelikle 1241 tarihi ister Rumi ister Milâdi olsun 1874 etmez. Bu tarihin Rumisi de hicrisi de 1825'e karşılık gelir. Buna göre, Galip Paşa'nın eğer gerçekten vefat tarihi 1958 ise şâirin 133 yıl yaşamış olması lazım. Yok eğer doğum tarihi olarak verilen 1241 tarihi yanlış da doğum tarihinin doğrusu milâdi 1874 ise bu durumda Osmanlı Mebusan Meclisine seçilmesi mümkün değildir. Çünkü ilk meclis 1877'de toplanmıştır. Bu tarihte Galip Paşa henüz üç yaşındadır. Divan şiiri geleneğini sürdüren Galip Paşa'nın var olduğu söylenen divanına rastlanmamıştır. Elde bazı şiirleri mevcuttur. ' Galip Paşa'nın mezarı Abdurrahman Gazi türbesindedir. KAYAÇELEBİZADE VEHBİ BEY (1879-1942 ) Van'ın ünlü Kayaçelebi ailesindendir. Vehbi Bey, Van'ın l. Dünya Savaşı esnasında Ruslar tarafından işgal edilmesi üzerine ailesi ile birlikte İstanbul'a göçer. İşgal esnasında Ermenilerin Van'ı yakarak harab etmesi kendisine fazlasıyla dokunmuştur. Van'a dönerken gördüğü manzara şâiri mateme boğmuştur. Şiirlerinin çoğu hamasî şiirlerdir. Van'la ilgili olanlar ise çoğunluktadır. Aşağıdaki şür, Vehbi Bey'in harap edilmiş Van için yazdığı, ağıt nitelikli bir çok şiirden bir örnektir.
İsminden de anlaşılacağı gibi Molla şâirlerden Molla Mehmet, medrese öğrenimini görmüş, Birinci Dünya Savaşına muharip olarak katılmıştır. Mezarı Hakkari'nin Yüksekova ilçesinin şakiten köyünde bulunan Molla Mehmet'in şiirleri, kendisi de bir şâir olan, Van'ın eşrafından oğlu Timurlenk Bozkurt tarafından toplanmış ama ne yazık ki bugüne kadar kitap halinde yayınlanmamıştır. Azeri şivesinin bütün özelliklerini taşıyan Van ağzıyla söylenmiş şiirleri halk şiiri geleneğini sürdürür. Aynı zamanda heccay olan şâirin Vay mana vay mana Kaldık kötü zamana Eşşekler arpa yemez Atlar hasret samana dörtlüğüyle zamanındaki ehil ve layık insanların ülkenin nimetlerinden hak etmedikleri şekilde yararlanmalarını hicveder. AHMET KURALKAN (1908-1979 ) Hindistan'dan göçen Van'ın tanınmış ailelerinden Kuralkan ailesine mensuptur. Yeni Yurt Yan ve Van isimli gazetelerde yazarlık yapmış olan Ahmet Kuralkan'ın ikisi tefrika ikisi yayınlanmış dört tane romanı vardır. Bizim Ernrah, Yâ-Kuğ romanları tefrika; Naciye ve Yavuz Efe romanları ise yayınlanmıştır. Aynı zamanda şâir olan Kuralkan'ın Yan KurtuluŞ Destanı isimli bir şiir kitabı vardır. Yazılarından, şiirlerinden bir Van aşığı olduğu anlaşılan Ahmed Kuralkan, Kurtuluş Destanını şu dörtlükle takdim eder. Şu ufak eserin olursa makbul Ey Ahmet arzuna eyledin vüsûl, Onun sinesine sen de gir, sokul, Tarihen de takdir olunacak Van. ENVER DİLAVER (1910-I983) Asker diş hekimi olan Dilaver'in "Sizlere Yazdım " ve "Vangölü Dalgalandıkça " isimli iki şiir kitabı vardır. İlk şiirlerini Van'ın mahalli gazeteleri olan İki Nisan ve Kurtuluş gazetelerinde yayınlamıştır. Kurmuş olduğu "Yangölü Sanat ve İrfan Derneği" vefatı üzerine uzun ömürlü olamadı. Halk şiir geleneğini sürdüren Dilaver'in kafiye uğruna zorlama söyleyişleri vardır. Ey Gönül Ey gönül yapraksız çiçek biter mi? O yârı sevmeye aşk da yeter mi? Ah... Gülü olmayan bülbül öter mi? Bahçeler virane bülbül virane. ERCİŞLİ EMRAH 17. yüzyılda yaşamış Türk halk şairidir. Yaşamı üzerine fazla bir bilgi yoktur. Yaşadığı dönem şiirleri hakkında "Emrah ile Selvihan" adlı türkülü halk hikayesinden öğrenîlmektedir. Hikayenin konusu İran Hükümdarı şah Abbas'ın 1604'te Van'ı kuşatması sırasında geçtiği ileri sürülmüştür. Şahın askerleri Selvihan'ı tutsak alarak götürdükten sonra Emrah onu bulmak için Van, İran, Azerbaycan bölgelerini dolaşır. Uzun yıllar Erzurumlu Emrah ile karıştırılan Ercişli Emrah'ın şiir dili sade, yalın ve sevgi üzerine kuruludur. RUHİ SU (19I2 - 1985) 1912 yılında Van'da doğdu, 20 Eylül 1985 yılında İstanbul'da vefat etti. Bas bariton, Türk halk müziği yorumcusu, besteci ve şair. Batı müziğinin şan tekniğinden yararlanarak geliştirdiği özgün bir üslupla halk türkülerini yorumlamış, Zülfü Livaneli, Rahmi Saltuk ve Sümeyra Çakır gibi bir çok sanatçıyı önemli ölçüde etkilemiştir. I. Dünya Savaşı sırasında ailesinin bütün üyelerini yitirdi. On yaşına değin yoksul bir ailenin yanında kaldı. İlköğrenimini Adana Öksüzler Yurdu'nda yatılı olarak yaptı. Bu dönemde müzik yeteneği ve sesinin güzelliğiyle dikkati çekti. Müzik öğretmeninin desteğiyle keman dersleri aldı. Bir süre askeri liseye devam ettikten sonra ortaöğrenimini Adana Lisesi'nde parasız yatılı olarak tamamladı. Ardından Ankara Müzik Öğretmen Okulu'na girerek 1935 - 36'da mezun oldu. Aynı yıl Riyaseticumhur Filarmoni Orkestrası'nda kemancı olarak çalışmaya başladı. Bir süre sonra kemanı bırakarak şan çalışmalarına yöneldi. Ankara Devlet Konservatuvarı'nda oluşturulan Opera Bölümü'ne kabul edilen ilk dört öğrenciden biriydi. 1942'de konservatuvarı bitirerek Ankara Devlet Operası'na girdi. Aralarında Bastien und Bastienne, Fidelio, Satılmrğ Nİşanlr, Fİgaro'nun Düğünü ve Rigoletto da olmak üzere birçok operada önemli roller üstlendi. Ayrıca Hasanoğlan Köy Enstitüsü'nde müzik öğretmeni olarak çalıştı. Sanatçı olarak daha çok halk türküleri alanında ünlendi. Halk türkülerini kendi geliştirdiği özgün üslupla söyleyebilmek amacıyla saz çalıştı. 1943 - 45 arasında Ankara Radyosu'nda halk türküleri söyledi. İlk dinletisini 1944'te Ankara Halkevi'nde verdi. Son dinletisini 6 Şubat 1983'te Abdi İpekçi Dostluk ve Barış Haftası'nda sundu. Sanat yaşamı boyunca 16 tane 45'lik, 12 tane de uzunçalar plak doldurdu. Kendi şiirlerinin yanı sıra başka şairlerin çeşitli şiirlerinden besteler yaptı. şiir, yazı ve konuşmalarını Ezgili Yürek (1985) adlı kitapta topladı. MUSTAFA MÜFTÜOĞLU (1924.....) Adlî katiplikten emekli olan Müftüoğlu, bedenen İstanbul'da ruhen Van'da yaşayanlardan biridir. Şiirlerini ve yazılarını çoğunlukla İki Nisan gazetesinde yayınlamıştır. KAYA KAYAÇELEBİ (1925-.........) Yukarıda adı geçen şâir Kayaçelebizâde Vehbi Bey'in oğludur. 1985 yılında Bağkur'dan emekli olduktan sonra İstanbul'a yerleşmiş ve kendisini tamamen yazı faaliyetine vermiştir. 1990'da "Doğunun Yıldızı Van " isimli eserini yayınlamış ayrıca 180 kadar şiirini "Benim Şarkımı Söyle" adı altında bir araya getirmiştir. 1983 yılında Kültür Bakanlığı'nın açmış olduğu şiir yarışmasında altın SELİM GÜLSOY (1925-1970) Emekli dava vekili olan Selim Gülsoy, şiirlerini Van'daki mahalli gazetelerde yayınladıktan sonra "Hezeyan " adı altında bir araya getirmiştir. şiirlerin de şâir Selim'in baş harfleri olan Ş.S rumuzunu kullanan, cemiyetteki çarpıklıkları, vefasızlıkları, ehliyetsiz insanların ikbâl sahibi olmalarını yeren şâir, şahsi hislenmelerini de şiirine aktarmıştır.
SSK'dan emekli olan Abbas Güven, çeşitli gazetelerde muhabirlik yapmış, sosyal ve hayır kurumlarında görevler almış bir kültür adamıdır. Kendisini Van folkloruna adayan şâirin şiirleri çeşitli dergi ve gazetelerde yayınladıktan sonra şiirleri Van Valiliği Yayın Kurulu Yazı İşleri Müdürü İkram Kali tarafından toplanmış ve yayına hazır hale getirilerek Van Valiliği tarafından 1998'de "Van'dan Esintiler" adıyla yayınlamıştır. Bazı şiirlerinde Güven, Dikicioğlu mahlasını kullanır. Güven'in şiirinin en önemli cephesi folklardan etnoğrafyaya kadar Van'ın otantik özelliklerini yansıtmış olmasıdır. Yaşayan şâirlerimizden olan Güven'e sağlıklı uzun ömürler diliyor ve "Van Yemekleri " başlıklı şiirini örnek olarak buraya alıyoruz. Van Yemekleri
Eski Gümrük Muhafaza Memurlarından olan Baysal sağlığında şiirlerini kitap olarak yayınlayamadı. Gazete ve dergi köşelerinde kalan şiirlerine, belki de şâirin yaşadığı hayatın yansımaları olarak melankoli hakimdir. Felek
Hayatı gazete ve matbaa çevrelerinde geçmiş bir şâirdir Mehterbaşıoğlu. Yazıları sadece mahalli gazetelerde değil İstanbul gazete ve dergilerinde de yayınlanmıştır. Van'da İki Nisan gazetesi ile sürdürdügü gazeteciliği yanında birkaç İstanbul gazetesine de muhabirlik yapmıştır. Şiirlerinin bir kısmını "Gurbet Akşamları " isimli kitabında toplayan Mehterbaşıoğlu, hazırlığını yaptığı "Azaba Sesleniş" isimli şiir kitabını yayınlayamadan vefat etmiştir. Daha önceki soyadı "Tekel" olan Mehterbaşıoğlu bazı şiirlerinde bu mahlası kullanılır. Mehterbaşıoğlu'nun şiirinde tefekkürî bir derinlik vardır. Fanilik duygusu, insanın aczi, maddeden manaya yükselmek, tarihteki şeref levhalarını terennüm, onun şiirinin özünü oluşturur. Tarihi şiirlerinde hamaset hakimdir. HAYALİ HASAN YAVAŞ (1931-1980) Tarım Bakanlığına bağlı Tarsus Sulu Tarım Araştırma Enstitüsü'nde memur olarak çalışan Yavaş, 1951 yılında Van'dan ayrılarak Tarsus'a yerleşmiştir. Şiirleri Van'da yayınlanan Kurtuluş ve İki Nisan gazeteleri yanında Mersin, Erzurum ve Tarsus'ta yayınlanan Gülek, Yeni Mersin, Hakimiyet, Akdeniz, Yeni Adana, Köylü Sesi, Bugün Tarsus, Hilâl, Ürün, Çukurova, Türk Sözü, Silifke, Liman, Hürsöz, Anamur'un Sesi, İçel Postası gazetelerinde de yayınlanmıştır. Aşık Bayramları ile yakından ilgilenen Yavaş, 1958'de Sabri Çoksolmaz'la birlikte "Aşık Dilinden " adında bir kitap yayınlamıştır. Şiir kadar nesirle de uğraşan yazar, uzun yıllar mahalli gazetelerde köşe yazarlığı yapmıştır. Gurbette olduğu sürece Van'a hasret şiirleri yazan Yavaş'ın şiirlerinde, millî ve manevî unsurlar ağırlıktadır. TİMURLENK BOZKUR.T (1932-.......) Vanlı şâirlerden Gazizâde Molla Mehmet'in oğlu olan Bozkurt, çeşitli kuruluşlarda çalıştı, sendikalarda üst düzey görevler aldı, hâlen serbest muhasebecilik ve kooperatifçilik yapmaktadır. Zengin bir kütüphaneye sahip olan Bozkurt, ileri yaşına rağmen kitap okumaya hâlâ zamanının önemli bir kısmını ayırmaktadır. Ülke gündemini yakalayabilmek için birçok akademisyenin adını bile duymadığı dergileri Timurlenk Bozkurt'tan temin etmek mümkündür. Şiir yazmakla yetinmeyen Timurlenk Bozkurt, birçok ünlü şâirin önemli şiirlerini ezbere ve hakkını vererek okumakla da ünlüdür. SEYYİD AHMED ARVÂSI (1932-1988) Daha çok bir fikir, düşünce adamı olarak tanınan Van'ın ünlü Arvas ailesinden olan Seyyid Ahmed Arvâsî'nin şiirleri, 1989 yılında "Sır" adıyla yayınlanmıştır. Şiirlerinde kuvvetli bir biçimde Necip Fazıl tesiri hissedilen Arvâsî'nin mütefekkir cephesi şiirine de yansımıştır. AYDIN TALAY (1940 - ....) Van'da doğdu. İlk, orta ve liseyi Van'da okuduktan sonra 1962'de Erzurum Ziraat Fakültesi'ni bitirdi. TOPRAKSU Tarım İl Müdürlüğü, Üretme istasyonu ve Süt fabrikası gibi devlet birimlerinde çeşitli kademelerde ve 20 yıl idarecilikte bulunduktan sonra 1993'de emekli olarak siyasete atıldı. Memuriyet hayatında bir yandan gazeteciliği diğer yandan dernek ve cemiyetçiliği sürdürdü. Bizim Eller Van, Bir Şehrin Yıkılışının Anatomisi, Van şiirlerinden Seçmeler, Van Albümü, Eserleri ve Hizmetleriyle Sultan Abdülhamid Han, Topraklarımızı Tanıyalım isimli eserleri bulunmaktadır. M. DEMİRAY ŞAŞIHÜSEYİNOĞLU (1938-....) Şâirden çok nasir olan Şaşıhüseyinoğlu, İstanbul Hukuk Fakültesi 3. sınıftan ayrılmıştır. Karayolları 11. Bölge Müdürlüğü'nde başladığı kamu görevi, Van Belediye Başkan Yardımcısı iken sona ermiştir. SIDDIK YİĞİTTOP (1940-1968) Genç yaşta, elim bir trafik kazasında vefat eden Sıddık Yiğittop inşaat teknisyeni olarak yurdun çeşitli yerlerinde hizmet görmüştür. İki Nisan gazetesi çevresinde Servet Mehterbaşığoğlu'nun sanata edebiyata teşvik ettiği Vanlı şâirlerden olan Yiğittop'un "Işık Peşinde" şiirini takdim ediyoruz. SALİH TÜRKOĞLU (1947-....) Salih Türkoğlu Van'ın yaşayan sanatkarlarındandır. Sadece şiirle değil resim ve fotoğrafla da ilgilenmektedir. Daha önce çeşitli gazete ve dergilerde dağınık olarak bulunan şiirlerini "Vangölü'nden Damlalar" adıyla kitap halinde yayınlamıştır. Türkoğlu kitabını Van ve yöresinde çektiği bazı fotoğraflar ve yaptığı yağlı boya tabloların fotoğrafları ile süslemiştir. Çoğunlukla serbest nazımla şiir yazan Türkoğlu'nun, zaman zaman redifleri kafiye yerine kullanma çabası görülmektedir. Hece formunda serbest yazdığı için Türkoğlu'nun şürde iyi bir teknik yakaladığı söylenemez. Türkoğlu'nun sanatkar kişiliği resimde ve fotoğrafta daha belirgindir diyebiliriz. YILMAZ ÖNAY (I953-....) Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi bölümünde yardımcı doçent ve Bölüm Başkanı olarak halen görev yapmakta olan Yılmaz Önay da ressam şairlerimizdendir. Özellikle suluboya ve karakalem tarzında resimler Vapan Önay birkaç kişisel sergi de açmıştır. ŞÜKRAN BABA 1962 yılında Van'da doğdu. İlk ve orta tahsilini Van'da yaptı. 1980 yılında Van Ticaret Lisesi'nden mezun olduktan sonra Sümerbank Kundura Fabrikası'nda işe başladı. 1987 yılında sağlık nedeniyle emekli olan Şükran Baba'nın "Sevgi" adlı bir de şiir kitabı yayınlanmıştır. "Ben Kadınım" isimli şiiriyle TRT tarafından açılan bir yarışmada ödül kazandı. Evli, beş çocuk annesidir. Almanca biliyor. MİKAİL YAPRAK (1954-...) Asıl adı Bilal olan şâir, şiirlerini Mikâil Yaprak adıyla yayınlamaktadır. Almanca öğretmeni olan Yaprak, Millî Eğitim okullarında öğretmenlik ve idarecilik yaptı. Halen Avusturya'da öğretmenlik mesleğine devam eden şâirin şiirleri daha çok KöPage Rankingü dergisi ile Yeni Asya gazetesinin Sanat Kültür eki olan Elif'te yayınlanmıştır. Şâirin Bursa'da Güzellik şiiri Tanpınar'ın Bursa'da Zaman şiirinden esintiler içermektedir. MÜMTAZ SAMİ ÖZOK (1956-....) İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Özok, serbest avukatlık yapmaktadır. Serbest ve hece vezni ile şiirleri mevcuttur. AHMET POYRAZOğLU (1951-....) İlkokul öğretmeni olan Poyrazoğlu Türkive'nin yaşayan saz şâirleri arasında önemli bir yere sahiptir.Aşıklık geleneği çerçevesinde eserler veren Poyrazoğlu, TRT ve değişik kuruluşların düzenlediği yarışmalarda, Âşık Şenliklerinde önemli dereceler ve ödüller almıştır. Radyo ve televizyonlarda da sıkça görmeye alıştığımız Poyrazoğlu halen oturmakta olduğu İstanbul'da başta doğum yeri olan Erciş'in ve dolayısıyla Van'ın gönüllü kültür elçiliğini yapmaya devam etmektedir. İrtîcalen şiir söylemekteki başârısı da bilinen Poyrazoğlu'nun atışmalarda âşık arkadaşlarının çoğu zaman mat ettiği de vakidir. Halk edebiyatı alanında araştırmalar yapan şâirin özel ilgi alanı da Ercişli Emrah'tır. ÂŞIK CELALI (1952-.... Esas adı Celal Yenitürk olan Âşık Celali Van'ın Kasımoğlu köyündendir. Küçük yaşlarda gözlerini kaybetmiş olan Celâli, saza söze merak salmış, kendi çabasıyla saz çalmayı öğrenmiştir. Celali'nin şiirleri 1992 yılında Y.Y. Ünv. Edb. Fak. Türk Dili ve Edb. Bölümü Öğretim Görevlisi Bekir Oğuzbaşaran tarafından toplanmış ve yayına hazır hale getirilen şiirler, Van Valiliği tarafından "Gönül Gözü " adı altında yayımlanmıştır. Halen Van TCK II. Bölge Müdürlüğü'nde işçi statüsünde çalışan Celali çeşitli vesilelerle sazı ve sözü ile Vanlıların karşısına çıkmaktadır.
__________________ |
| Şu Anda Konuyu Görüntüleyen Aktif Kullanıcılar : 1 (0 Üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Biçimi | |
| Bookmarks |
|
|






























