Gözyaşları duaya dönerse Gözyaşları hakkında Kur'an-ı Kerim'de çok -ayet mevcut: "Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz." (Necm/60) "Artık kazandıkları işlere (yaptıklarına) karşılık az gülsünler, çok ağlasınlar!" (Tevbe/82) "Ağlayarak çeneleri üstüne kapanırlar ve (Kur'an'ı dinlemek) onların derin saygısını artırır." (İsra/109) "Onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlar." (Meryem/58)
Bu mukaddes ifadelerin hazinelerini açıp sergilercesine gözyaşlarının değeri şöyle ifade ediliyor: "Hak rahmetinin insan gözünde damla damla olmasıdır gözyaşları. Dilin duygunun ve gönlün el ele, yüz yüze birleştiği, iç içe girdiği anın çiçekleşmesi üzerinde gözyaşları. Cennet hurilerinin kulaklarındaki küpeler, göz damlalarının yanında toprak kadar aşağı ve değersiz kalır. Heybet, korku, saygı ve sevgi gibi insanı duygulandıran gönül tasını yakan; kalbden sefil arzuları sıyırıp atan, ulvi hislerin çepeçevre ruhu sardığı anın şehadet kanıdır gözyaşları. Bulut bulut yükselip, Hak rahmetinin eteklerine dudak gezdiren, bu fani alemin bekaya mazhar pırlantalarıdır gözyaşları. Bu tuzak ülkesinde böylesine pervaz edişlerle arşiyeler yapıp, nazlı nazlı lahut aleminin kapısını çalmak başka hangi faniye müyesser olmuştur? Eserinde esrarını izlemek; buldukça aramaya istek kazanmak ve Yunus diliyle "Deryada mahi ile sahrada ahu ile" O'nu yad etmek, inlemek. Her yerde O'nun haberini sormak ve sonra çözülen her düğüm karşısında buzlar gibi erimek. Sel olup çağlamak başını taştan taşa vurup ağlamak." (Gözyaşları, M.F.G.)
Aslında yer ve gökler de ağlayacaklarına ağlarlar: "Onlara gök ve yer ağlamadı." (Duhan/29) Bu ayete dikkat edecek olursak sarih manası ile "Ehl-i dalaletin ölmesiyle, insan ile alakadar olan semavat ve arz, onların cenazeleri üzerine ağlamıyorlar, yani onların ölmesiyle memnun oluyorlar." derken, işari manası ile de "Ehl-i hidayetin ölmesiyle semavat ve arz, onların cenazeleri üstünde ağlıyorlar, ayrılıklarını istemiyorlar." demiş oluyor.
Bir de ağlama yerine inleyecek ve hıçkırığa boğulacak münkirlerin hali var: "Onlar için bir inleme ve soluma vardır. O inkarcılar orada (azabın dehşeti içinde hiçbir şeyi) işitemezler." (Enbiya/100) "Şakiler, ateştedirler. Onların orada bir iç çekiş ve hıçkırıkları var ki!" (Hud/106)
İşte bu bedbahtlık ve perişanlık durumlarına düşmeden önce gözyaşları ile yıkanıp temizlenmemiz gerekiyor: "İçi sızlamayanlar, kirpiği ıslanmayanlar kem talih hoyratlardır. (...) Şimdi sizler ey bütün bir tarih boyunca ağlamayı unutmuşlar, gamsızlar, dertsizler ve ağlanacak hallerine gülenler! Gelin şu çıkmazın başında durup asırlık gamsızlığımıza bir son vererek beraber ağlayalım. Cehaletimize ağlayalım. Kaybettiğimiz şeylerden habersizliğimize ağlayalım. Kusurdan bir heykel haline gelmiş mahiyetimize, duygularımızın dumura uğrayışına ve hoyratlaşan gönlümüze ağlayalım. Bu vaziyette öleceğimize, öldüğümüz gibi dirileceğimize, tasmalı ve prangalı büyük imtihanda, en büyük merasimde fevc fevc geçecek olan mazinin şanlıları arasında yer bulamayacağımıza ağlayalım. Daldan kopan bir meyve gibi yalnız düşüşümüze, ayaklar altında ezilişimize, rahmetten cüda kalışımıza ağlayalım. Yukarılara doğru güvercinler gibi kanat çırpalım ve çok yükseklere öyle bir "Ah!" edelim ki, ünümüz, gözyaşlarından meydana gelen bulutları harekete getirsin. Sonra ateşimizi söndürecek o damlalar, yağmurlar gibi başımızdan aşağıya insin ve ateşimizi yangınımızı söndürsün; kin ve nefret ateşini, bütün dünya ve ukba ateşini..." (Gözyaşları, M.F.G.)
"Nasıl ki, nazdar bir çocuk ağlamasıyla, ya istemesiyle, ya hazin haliyle, isteklerine öyle muvaffak olur ve öyle kuvvetliler ona musahhar olurlar ki, o isteklerden binden birisine bin defa kuvvetçiğiyle yetişemez. Demek zaaf ve acz, onun hakkında şefkat ve himayeyi tahrik ettikleri için küçücük parmağıyla kahramanları kendine musahhar eder." (23. Söz)
Ağlayışlarımız bir duaya dönerek arşı ihtizaza getirirse ümit ediyorum ki, afatlar durur; seyyiatımız hasenata tebdil edilir ve makus talihimiz değiştirilerek önümüze hayırlı ve engin ufuklar açılır.
__________________ EĞER BİR GÜN DÜNYA SENİ SIKARSA, RABBİNE BENİM ÇOK BÜYÜK BİR SIKINTIM VAR DEME. SIKINTINA BENİM ÇOK BÜYÜK BİR RABBİM VAR DE. |