Kur'an-ı Kerim Hakkında Ne Dediler? Peygamberimizin en büyük mûcizesi olan Kur’ân-ı Kerîm sadece Müslümanların değil başka din tâbilerinin de tasdik ve takdirini görmüştür. Kur’ân bütün insanlığa gönderildiği için tesiri de bu ölçüde geniş olmuştur. İslâm dinine girmeyen bazı mütefekkirler, Kur’ân’ın semavî bir kitap olduğunu bazıları da insanlar için bir ahlâk kitabı, bir terbiye kitabı olduğunu kabul etmişlerdir. Üzerindeki ortak görüş ise Kur’ân dünyada tesiri en fazla olan, en fazla okunan bir din kitabıdır. Aşağıda bir kısım Avrupalı müsteşrikler, din adamları, Asyalı düşünür ve devlet adamları ile ansiklopedi ve gazetelerde Kur’ân lehine yazılan yazı ve görüşlere yer verilmiştir: PRENS BİSMARK Alman devlet adamı Prens Bismark, Kur’ân hakkında demiştir ki: “Muhtelif devirlerde insanları idare etmek için Allah tarafından gönderildiği söylenen bütün indirilmiş ve semâvî kitapları tam ve etraflı sûrette tetkik ettimse de hiçbirinde bir hikmet ve isabet göremedim. Bu kanunlar, değil bir cemiyeti, bir hane halkının saadetini bile temin edecek mahiyetten pek uzaktır. Lâkin Müslümanların Kur’ân’ı bu kayıttan âzâdedir. Ben, Kur’ân’ı her cihetten tetkik ettim. Her kelimesinde büyük hikmetler gördüm. Müslümanların düşmanları, bu kitabın Muhammed’in sözü olduğunu iddia ediyorlarsa da, en mükemmel ve hatta mütekâmil bir dimağdan böyle hârikanın doğacağını iddia etmek, hakîkatlere göz yumup kin ve garaza âlet olmak mânâsını ifade eder ki, bu da ilim ve hikmetle bağdaşmaz.” “Ben şunu iddia ediyorum ki, Muhammed mümtaz bir kuvvettir. Kudret elinin böyle ikinci bir vücûdu, imkân sahasına getirmesi ihtimalden uzaktır.” “Ben sana çağdaş olamadığımdan müteessirim, yâ Muhammed! Öğreticisi ve nâşiri olduğun bu Kitap, senin değildir. O, İlâhîdir, O’nun ilâhî olduğunu inkâr etmek, mevzu ilimlerin batıl olduklarını iddia etmek kadar gülünçtür. Bunun için insanlık senin gibi mümtaz bir kudreti bir defa görmüş, bundan sonra görmeyecektir. Ben sevgi dolu huzurunda derin bir hürmetle eğilirim.” BARTELEMİ SENTİER Bartelemi Sentier “Muhammed’in Hayatı” adlı eserinde şöyle der: “Kur’ ân’a Arap dilinin kıyas kabul etmez şâheseri gözüyle bakılabilir. Şeklin düzgünlüğü ve güzelliği, bütün âlemin müttefikan verdiği rey gereğince mevzuunun azametine müsavîdir. Fikirlerden önce kalpler O’na kapılıp sarılır.” JOHAN JACOB REİSİG Alman filozoflardan Johan Jacob Reisig (bazı Arapça eski eserleri basan bir kimse) diyor ki: “Biraz Arapça öğrenen bazı kimseler, Kur’ân ile istihzaya kalkışıyor. Fakat bunlar Kur’ân’ın te’sirli, fasih ve inananları elektrikleyen okunuşunu dinlemiş olsalar, Hazret-i Peygamber’in Ashâbına Kur’ân anlatırken kullandığı, akıllara hayret verici lisanı duysalar, Allah’ın huzurunda secdeye kapanırlar ve hepsi de “Ya Resûlallah! Bizim elimizden tut ve bizi senin ümmetine dahil olmak şerefinden mahrum etme, derlerdi.” DR. JOHNSON Dr. Johnson, Kur’ân hakkında şöyle der: “Kur’ân şiir midir? Değildir. Fakat O’nun şiir olup olmadığını ayırmak müşküldür. Kur’ân, şiirden daha yüksek bir şeydir. Bununla beraber Kur’ ân ne tarihtir, ne de hâl tercemesidir. O İsâ’nın dağda irad ettiği mev’ıza gibi bir şiir mecmuasıdır... O bir peygamberin sesidir. Öyle bir ses ki, O’nu bütün dünya dinleyebilir. Bu sesin akisleri saraylarda, çöllerde, şehirlerde, devletlerde çınlıyor. Bu sesin tebliğ ettiği din, önce nâşirlerini bulmuş, sonra yenileşmeye can atan ve imâr edici bir kuvvet şeklinde tecelli etmiştir. Bu sâyededir ki, Yunanistan ile Asya’nın birleşen ışığı Avrupa’nın üzerine çöken bunaltıcı karanlıklarını yarmış ve bu hâdise Hıristiyanlığın en karanlık devirlerini yaşadığı bir zamanda olmuştur.” H. LEİDER İngiliz bilginlerinden H. Leider, Müslümanların bugünkü medeniyet üzerindeki etkilerinden bahsederken der ki: “İslam çocukları tahsillerine Kur’ân ile başlıyorlardı. Çünkü Kur’ ân bütün din ve dünya faziletlerinin kaynağıdır. Fakat bu mekteplerin yanlarında yine Kur’ân’ın ilhamıyla felsefe ve hikmet dersleri okunan medreseler vardı, sonradan bu medreseler üniversite olmuştur. Bundan dolayıdır ki, Afrika’nın o zamanlar dünyanın en karanlık noktası denen köşeleri, maddî terakkîler itibariyle, çağdaşı olan Avrupa ülkelerinden çok yüksek bulunuyordu.” NEAR EAST GAZETESİ Londra’da çıkan Near East - Yakın Şark Gazetesi 1922’de şunları yazmıştır: “Hazret-i Muhammed (asm) hakkında düşüncemiz ne olursa olsun, şunu itiraf etmek zorundayız ki, Kur’ân, nazil oluşu ve tertibi itibariyle hayrete şâyan ve mû’cize bir kitaptır.” SİR EDWARD ROSS Kur’ân’ın İngilizce’ye Sale tarafından yapılan tercemesine önsöz yazmış olan Sir Edward Ross der ki: “Son bin üç yüz yıllık bütün bunalım ve ihtilaller içinde Kur’ân, Türklerin, İranlıların ve Hintlilerin dörtte birinin kitabı olarak pâyidar olmuştur. Bunlar, Kur’ân gibi bir kitabın garbın her tarafında mutlaka tetkik edilmesi gerektiği fikri üzerinde, özellikle fennî keşiflerin, zaman ve mekân kaydı tanımadan genel menfaatlerin cihana hâkim olmaya başladığı son zamanlarda, bunda ısrar etmişlerdir.” RODWİL Kur’ân’ı İngilizceye çeviren Rodwil diyor ki: “Kur’ân’ı okudukça, O’nun bizi etkilediğini ve hayrete düşürdüğünü, nihayet bize üstünlüğünü teslim ettirdiğini ve önünde secdeye kapandırdığını görürüz. Kur’ân, temas ettiği konular ve güttüğü maksatlar itibariyle üslûbu temiz, yüksek ve haşyet vericidir. Belâgat bakımından ise en yüksek şâhikadadır.” EDMOND İngiliz siyaset adamlarından Edmond der ki: “Kur’ân’ı tetkik ettikçe, O’nun kemal ve yüceliğini tanırız. Önce insanı cezbeden Kur’ân, sonra onu hayrete sürükler, sonra da onda bir tutkunluk uyandırır, insanı kendisine hürmete mecbur eder ve bu sûretle herkesi derinden etkiler.” THOMAS ARNOLD Londra Üniversitesi Arapça Profesörü müsteşrik Thomas Arnold, “İslâm’ın Tebliği” adlı eserinde der ki: “Afrika’ nın o iptidai okullarında yalnız Kur’ân okunuyorsa, bu az bir şey ve küçük bir terakki değildir. Çünkü Kur’ân daha büyük bir terakki kaynağı olabilir. Kur’ ân’ın Afrika’da bu şekilde okunmasının doğurduğu faydalardan biri, oradaki reislerin kendi arzularına göre hareket edecekleri yerine, Kur’ân’ın irşadına uygun davranmalarıdır. Bu hareket tarzı Afrika’ nın hayatında öyle bir değişiklik yapmıştır ki, bu onları medenileştirmiş, onları sanayi, ticaret ve diğer işleri geliştirmeye sevk etmiştir. Müslümanların irşadıyla, İslâm’ın tesiriyle Afrika’nın her tarafına muhteşem şehirler kurulmuştur. Avrupalı seyyahlar, bunları ziyaret ederek hemşehrilerine anlattıkları zaman Avrupalılar bu ihtişama inanmak istememişlerdir.” HİRSCHFELD Müsteşriklerden Hirschfeld şöyle demiştir: “Kur’ân, hâiz olduğu iknâ gücü, belâgat ve beyân tarzı itibarı ile mertebesine erişilmeyecek bir kitaptır. İslam âleminde, bütün ilim ve irfan şubelerinin hayrete şâyan gelişmesi, dolayısıyla Kur’ân sayesinde olmuştur.” SALE: Kur’ân’ı İngilizceye tercüme eden Sale der ki: “Kur’ân muhakkak ki, Arap dilinin en kıymetli ölçüsüdür. Kur’ân’ın üstün üslûbu umumiyetle güzel ve akıcıdır. Bilhassa Allah’ın azamet ve yüce şânını beyan eden âyetlerin üslûbu son derece yüksek ve muhteşemdir.” CARLYL: Carlyl, Hazret-i Peygamber’i ve Kur’ ân’ı över, “Eşler arasına sevgi ve merhamet koydu” (Rum Suresi: 21) meâlindeki âyete hayran kaldığını söyler ve “Kur’ân baştan başa samimiyet dolu bir kitaptır.” der. BERNARD SHAW: İngiliz edibi Bernard Shaw; insanlığın geçirmekte olduğu bunalımdan onu İslam’ın kurtaracağını söyler ve: Geleceğin dini Müslümanlık olacaktır, der. BODLEY: Bodley, “Hazret-i Muhammed” adlı eserinde Kur’ân hakkında şöyle demektedir: “Kur’ ân hayrete şâyan bir kitaptır... Âyetler, insanın içine ürperti verecek bir ihtişam taşır. İnsanlık Kur’ ân’ın sûrelerine şiir deyip dememesi, tamamıyla bir kanaat meselesidir. Sûreler birer şiir değildir, fakat çok büyük bir heyecan taşırlar. Bu şiire mahsus hassaları taşıması, Kur’ân’ı bir kanun, bir örf ve âdet, ahlâk, bir toplu ibadet kitabı ve tarihî hâdiselerin toplanmış olduğu bir kitap olmaktan menetmiyor. O’nun Müslümanların üzerine şaşılacak derecede büyük bir tesir yapan mistik bir havası vardır. Neticede hepimiz Kur’ ân’ın ilahî kaynaklarını kayıtsız şartsız kabul etmek mecburiyetindeyiz.’’ M.H. Heykel Paşa, Hayat-ı Muhammed, Kahire, 1938. Bediüzzaman Said Nursi, İşaratü’l-İ’caz, Osmanlıca Elyazması Hakikat Kitabevi, Rehber Ansiklopedisi, İstanbul, 1984 Allah bizleri Ku'an ahlakından ayırmasın inşallah
Konu gokce tarafindan (14-03-2008 Saat 22:56 ) degistirilmistir..
|