Hz. Peygamber (s.a.v), sevgili torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'i kucağına alır, okşar, öper ve severdi. Hatta namaz kılarken sevgili torunları mübarek omuzlarına çıkarlardı. O yine bir şey demezdi. Bir hadis-i şeriflerinde: "Küçük çocuğu olan, onun hatırı için çocuklaşsın".buyurmuşlardır.
Kalbinin katılığından şikâyetçi olan birine, Yetimin başını okşamayı, onları sevmeyi ve onlara ikram etmeyi öğütlemiştir.
Yine bir hadis-i şeriflerinde: Cennette ferahlık ve sevinç evi denilen öyte gösterişli bir yer vardır ki, oraya yalnız çocukları sevindirenler girebilir.buyurmuşlardır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v), hayatında hiç bir çocuğu üzmemiş ve kalbini kırmamıştır. Küçük yaşta Rasululah'a (s.a.v) hizmet etmeye başlayan Enes (r.a) diyor ki: On sene Hz. Peygamber'e hizmet ettim. Bana bir defa olsun üf demedi. İnsanların en güzel huylusuydu.Çocuklarınıza iyi bakınız! Onları güzel terbiye ediniz.
Çocuğu güzel terbiye etmek ve ona güzel bir isim vermek, evlâdın baba üzerindeki haklarındandır buyurmuştu.
Dünya ve âhiret saadetimiz için islâm ahlâkına sahip olmak ve bu kaideleri hayatımızda yaşayıp, yaşatmak gerekir. Zaten İslâm'ın gayesi, güzel ahlâkı tesis etmek değil midir?
Alıntıdır