Vaaz örneği DİN VE VİCDAN ÖZGÜRLÜĞÜ Kişinin kendi inandığı dinine zorla diğer insanları sokmak istemesi hem Yüce Dinimizin hem de insanların kabul etmeyeceği bir husustur. Nitekim Kuran-ı Kerimin değişik ayetlerinde (Bakara, 2/256; Yunus, 10/99; Hud, 11/28) dinde zorlamanın olmadığı vurgulanmaktadır. Bu sebeple herkes dinini yaşamada serbesttir. Nitekim İslam Dinini kabul etmiş yüce Ecdadımız yaşadığımız bu coğrafyada bütün dinlere yaşam hakkı tanımış, hiçbir insana dininden dolayı zorluk çıkarmamıştır. Din farklılığı gözetilmeden her insana iyi davranılması insanlığın şiarındandır. Yüce Rabbimizde bu hususta şöyle buyurmaktadır. “Allah sizi, din konusunda sizinle savaşmamış, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış kimselere iyilik etmekten, onlara âdil davranmaktan men etmez. Şüphesiz Allah âdil davrananları sever”(7) Hürriyet Hakkı ve Köleliğin Yasaklanması İnsanca yaşam sürmenin en temelinde hürriyet yatmaktadır. Her insan hür doğar hür yaşar. Hür olmayan bir insanın yaşam mutluluğundan söz etmenin imkanı yoktur. İnsanın elinden hürriyeti alındıktan sonra geriye hiçbir şey kalmamaktadır. Yüce dinimizde kişileri köleleştirme anlamında hiçbir nas bulunmamaktadır. Bunun yanında Yüce Rabbimiz köleliğin ortadan kalkması için ibadetlerin bilerek yapılmaması sonucunda ortaya çıkan keffaretlerde ilk yapılması gereken şeyin köle azat edilmesi olduğunu vurgulamaktadır. Kaza sonucu adam öldürme keffareti, yemin bozma keffareti, zihar keffareti ve oruç kefaretinde ilk olarak köle azat edilmesi istenmektedir.(8) Ayrıca zekat fonundan köleleri hürriyete kavuşturmak üzere pay ayrılmış, kölenin istemesi halinde çalışıp bedelini ödeyerek hürriyetini elde etme hakkı tanınmıştır.(9) Adalet Adalet, herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğruluk,(10) anlamlarına gelmektedir. Kuran-ı Kerim’de ve hadislerde ise, düzen, denge, denklik, eşitlik, gerçeğe uygun hükmetme, doğru yolu izleme, takvaya yönelme, dürüstlük, tarafsızlık(11) anlamarlına gelmektedir. Bu haliyle yaşantımızı şekillendirmede başvuracağımız temel ilkelerden biride adalettir. Adalet hayatımızın olmazsa olmazlarındandır. Yüce Rabbimizde sosyal hayatta her türlü işimizde adaleti bize emretmektedir. Kuran-ı Kerimde şöyle bu hususa şöyle dikkat çekilmektedir.“Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor.”(12), “Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun.”(13), “Tartıyı adaletle tutup-doğrultun ve tartıyı noksan tutmayın.”(14) Özel Hayatın Gizliliği ve Konut Dokunulmazlığı İnsanların özel hayatlarıyla ilgili gizli kalmasını istedikleri şeyleri araştırmak ve öğrenip başkalarına aktarmak toplumumuzda ayıp sayıldığı gibi dinimizin de yasakladığı şeydir. Nitekim Yüce Rabbimiz, “Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın.”(15) Bir başka ayette ise “Ey iman edenler, evlerinizden başka evlere, yakınlık kurup (izin almadan) ve (ev halkına) selam vermeden girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır; umulur ki öğüt alıp düşünürsünüz. Eğer orada kimseyi bulamazsanız, size izin verilinceye kadar artık oraya girmeyin; ve eğer "Dönün" denirse, siz de dönün, bu sizin için daha temizdir.”(16) buyrularak insanın yuvasının da dokunulmaz olduğu ifade edilmektedir. İşkence ve Kötü Muamelenin Yasak Olması Suçu ve yanlışlığı ne olursa olsun bir kimseyi suçlamak, ona hataları dolayısıyla işkence yapmak ve kötü muamelede bulunmak insan olana yakışmayacak bir durumdur. Savaş halinde dahi olunsa ister savaşa katılıp ta esir düşenlere isterse fiilen katılmayan kadınlara, çocuklara din adamlarına dokunulmaz, suçlulara ve düşmanlara işkence yapılamaz.(17) İslam Dinide sadece insanlara değil bütün yaratılanlara işkence yapılmasını yasaklamış, Kuran’da Maide Süresi 8. ayette bir topluluğa duyulan öfkenin kişiyi adaletsizliğe sevk etmemesi istenmiş, Peygamber Efendimizde “Dünyada insanlara işkence edenlere Allah da ahirette ceza verir”(18) buyurmaktadır. Günümüzde bütün dünya ülkeleri işkencenin önlenmesi kötü muamelenin ortadan kaldırılması amacıyla ortak akılda buluşmuş, 1948 yılında imzalanan İnsan Hakları Evrensel Bildirisi, 1950 yılında imzalanan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve bunları izleyen çeşitli uluslar arası hukuk belgeleri işkenceyi insan hakkı ihlali ve ağır suç olarak saymıştır.(19)
AHMET ÜNAL |