İmân-Amel İlişkisi Ve İmanın Gündelik Hayata Yansıması
Amel", kişinin İslâm'ın hükümlerini hayatında uygulaması demektir. İslâm'a göre iman, sadece felsefî bir inanç ve kanaatten ibaret değildir. İman eden insan, inancının gereği olarak, Allah'ın emir ve yasaklarına, helal, haram, öğüt ve tavsiyelerine uymak ve Kur'ân ahlakına sahip olmak zorundadır. İman, ibadet etmeyi, ibadet de ahlaklı ve dürüst olmayı gerektirir. Nitekim Yüce Allâh Kur'ân'da; "(Ey Muhammed) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir." (Ankebût, 29/45); "Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.” (Bakara, 2/183) buyurulmuştur.
Mümin, imanının gereği günde beş vakit namaz kılmak ve ramazan orucunu tutmak zorundadır. Kıldığı namaz ve tuttuğu orucun da onu her türlü haram ve kötülükten uzaklaştırması gerekir. Peygamberimiz (a.s.); “Biriniz oruçlu iken çirkin, kötü ve kaba söz söylemesin, bağırıp çağırmasın, kavga etmesin. Birisi kendisine sataşırsa ona ‘ben oruçluyum’ desin,” “Kim yalan sözü ve yalan ile iş yapmayı bırakmazsa Allah’ın onun yemesini ve içmesini terk etmesine ihtiyacı yoktur” buyurmuş; ey Allah'ın elçisi! İslam hakkında bana öyle bir söz söyle ki senden sonra onu kimseye sormayayım diyen sahâbîye Peygamberimiz (a.s.) "Allah'a iman ettim de, sonra da dosdoğru ol" cevabını vermiştir. Dolayısıyla imanın gereği olarak oruç tutan ve namaz kılan mümin; yalan, yalancı şahitlik, gıybet, iftira, hile, aldatma, hırsızlık, kumar ve benzeri kötü söz, fiil ve davranışlardan uzak, söz ve eylemlerinde dürüst ve dosdoğru olmak zorundadır. Nitekim Kur'an'da, "(Ey Peygamberim!) Emrolunduğun gibi dosdoğru ol, seninle birlikte tövbe eden müminler de dosdoğru olsunlar" buyurulmaktadır (Hûd, 11/112). Kur'ân'da bir çok âyette "îman edin" (Nisa, 4/136 Teğabün, 65/8) emrinin yanında; "konuştuğunuzda doğruyu söyleyin" (Ahzâb, 33/70), “Yalandan kaçının” (Hac, 22/30); “Tartıyı adaletle tam yapın, teraziyi eksik tutmayın” (Rahmân, 55/9); “Allah için adaletle şahitlik edenler olun” (Mâide, 5/8); “Yaptığınız sözleşmeleri yerine getirin” (5/1Mide, 5/1); “Zinaya yaklaşmayın” (İsrâ, 17/32), “Yetim malı yemeyin” (İsrâ, 17/34), “Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymayın” (İsrâ, 17/33), "Birbirinizin gizli hallerini ve kusurlarını araştırmayın, birbirinizin gıybetini yapmayın" (Hucûrât, 49/12), "İsraf etmeyin" (A'râf, 7/31), “Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin” (Nisa, 4/29), "Sakın anne-babana öf bile deme, onları azarlama, onlara tatlı ve güzel söz söyle" (İsrâ, 17/23), "Cimri olma" (İsrâ, 17/29) … buyurulması, imanın etkisinin, kişinin bütün hayatında görülmesi gerektiğine işaret etmektedir. İmanın gereği olarak yapılması gerekenleri yapmayan, emir ve yasaklara riayet etmeyen mümin, İslâm'dan çıkmamakla birlikte, günahkâr ve isyankâr olur. Ahiretteki hesabı Allâh'a kalmıştır; Allâh dilerse onu affeder, dilerse cezalandırır. G. Emir ve Yasakların Hikmetleri Allah'ın güzel isimlerinden biri de, Hakîmdir. Hakim ise, her işi ve her hükmü doğru ve bir amaca yönelik olan, yaratıklarını mükemmel ve sağlam bir şekilde vâr eden ve onları iyi bilen anlamlarına gelmektedir. Kur'ân'da Allah'ın her şeyi en güzel biçimde yarattığı , bütün varlıkları amaçsız, boş yere ve eğlence olsun diye var etmediği bildirilmektedir. Kâinattaki düzen ve uyum, eşya ve olaylardaki âhenk de Allah'ın fiillerindeki hikmeti göstermektedir. Kur'ân'da pek çok âyette Allah'ın "hakîm (hikmet sahibi)" olduğuna vurgu yapılmakta; “Şüphesiz Allah, azizdir, hikmet sahibidir” (Bakara, 2/220); “Şüphesiz Allah alîmdir, hikmet sahibidir” (Tevbe, 9/28); “... İyice bilen bir toplum için Allah’tan daha güzel hüküm veren kim olabilir?”(Mâide, 5/50) buyurulmaktadır. Allah'ın bütün emir ve yasaklarında, kullar tarafından anlaşılabilen veya anlaşılamayan pek çok hikmet vardır. Allah'ın koymuş olduğu bütün hükümlerdeki genel amaç; özet olarak kulların yararlarını sağlamak ve zararlarını gidermek şeklinde ifade edilebilir. Dinî hükümlerde canın korunması, aklın korunması, neslin korunması, malın korunması ve dinin korunması beş temel amaç olarak kabul edilmiştir. Nitekim, canın korunması amacıyla, cana kıymak yasaklanmış , haksız yere cana kıyanlar için dünya ve ahirette cezalar öngörülmüştür . Aklın korunması amacıyla, alkollü içkiler ve uyuşturucu maddeler yasaklanmıştır . Neslin korunmasına yönelik olarak, evlilik tavsiye edilirken , evlilik dışı ilişkiler , kürtaj, çocukların öldürülmesi , iffete iftira yasaklanmıştır. Malın korunmasını temin amacıyla hırsızlık, gasp, karaborsacılık, dolandırıcılık, faiz vb yasaklanmış, ticaret teşvik edilmiştir . Dinin korunmasına yönelik olarak, imanda sebat , namaz, zekat, oruç, hac gibi ibadetler , Allah ve Peygambere itaat ile cihat emredilmiş; Allâh'a ve peygamberine isyan, haddi aşmak, kafirleri sırdaş edinmek, diğer din mensuplarının ilahlarına ve kutsal saydıklarına hakarette bulunmak vb. yasaklanmıştır
Sitemizde Yazılan Yazılardan ilkvahiy.net Ekibi Sorumlu Değildir. Herkes Kendi Yazdıklarından Sorumludur.
Bu Site Bir Flört Sitesi Değildir !!! Erkek-Bayan İlişkilerinde Hududu Aşanlar Direk Olarak Siteden Atılır.
Sitemizde Crack,Warez,Serial,Keygen vs. gibi tüm yasadışı içerikleri paylaşmak yasaktır.
Reklam, Flood, Spam, Argo, Küfür Siteden Atılma Sebepleridir.