Manevi aleme nasıl girilir? Öyleyse, ruh tekrar aşık olduğu Rabb-i Azim’e yönlendirilmeli, nefis kötü sıfatlardan temizlenmeli ve dünya da ahirete bir köprü olarak değerlendirilmelidir. Böylece, insan tekrar Rabbini bilir ve kaybettiği ma’rifete tekrar ulaşmış olur. Kalp denilen yer öyle bir yerdir ki, orada Allah’ın nuru galip geldiğinde, rahmet kapladığında; tabii hislerimizi olumlu manada harekete geçirir, diğer latifeler de bu nur sayesinde, Allah’ın sıfatlarıyla sıfatlanmaya başlarlar. Cömertlik, şefkat, merhamet, adalet gibi… Bunlar Celal ve Kerem sahibi Allah’ın en yüce sıfatlarındandır. Kalp, yine öyle bir yerdir ki; orada nurun zıddı olan ‘zulmet’ (manevi kirler) galip geldiğinde; bu defa, yine manevi latifelerden biri olan nefis ve kötü arzuları harekete geçer ve diğer latifeleri de kendi hesabına çalıştırır. Hırs, zulmetmek, kıskançlık, kibir ve şehvet gibi Rabbimizin razı olmadığı kötü sıfatlar ortaya çıkmaya başlar. Ma’rifet ilimi nasıl elde edilir? İşte, bundan dolayıdır ki ancak kalbi ve diğer duyguları gelişmiş, asli fonksiyonlarını tekrar kazanmış bir kimse, manevi bir ‘bilmek’ olan ma’rifeti elde edebilir. Yani, Celal ve Kerem sahibinin nuruyla aydınlanmış bir gönle sahip, tertemiz bir kalp lazımdır ma’rifet için. Bu sebeple, maneviyat ehlinin üstatları olan mürşidler, önce kalbi temizlemekle işe başlanması gerektiğini söylerler. Zira kalp; bedenimizle ruhumuz arasındaki yegane geçiş noktasıdır. Rabbimizi idrak edebilecek, marifete erebilecek ve elde ettiği bu marifeti, akla göndererek onun da selamete ulaşmasını sağlayacak yegane merkezdir. selam ile |