| |||||||||||||||||||||
| | |||||||
| Etiketler |
| ilkvahiy.net, noktalama işaretleri, türkçe |
| | LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Biçimi |
| | #1 (permalink) |
Yazıda karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, cümlenin yapısını ve duraklama yerlerini belirlemek, sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirtmek için kullanılan işaretlere noktalana işaretleri denir.Yazıdaki trafik işaretleri olarak da tanımlayabileceğimiz noktalama işaretleri şunlardır: 1. NOKTA ( . )
Okul açıldı. �Artık ana dili büsbütün işitilmez olmuştu. Hasan, köşeye büzüldü; bir şeyler soran olsa da susuyordu, yanakları pençe pençe, al al olarak susuyordu. Portakal bahçelerine dalmış, göğsünde bir katılık, gırtlağında lokmasını yutamamış gibi bir sert düğüm, daima susuyordu.� (Eskici; Refik Halit Karay)
Nokta kullanılmayan kısaltmalar: TBMM, TDK, D, B, K, G, KB, GB, KD, GD (sekizi de yön), m, cm, g, kg, l, C, Fe
IV., II. Mehmet, XV. yüzyıl
Ay adları harfle yazılırsa nokta kullanılmaz: 29 Ekim 1923
Matematikte çarpı işareti yerine konur:4.5=20 2. VİRGÜL ( , )
Kalemini, defterini, çantasını ve hırkasını alıp gitti. (nesneler arasına) Ali, Veli, Selâmi! Kivi getirin! (hitap kelimeleri arasına) Babası, annesi, dayısı ve halası onu sürekli şımartıyorlardı. (özneler arasına) Eve gelirken insanlara, arabalara, evlere, atlara, ağaçlara onları bir daha göremeyecekmiş gibi bakıyordu. (dolaylı tümleçler arasına) Sessiz dereler, solgun ağaçlar, sarı güller Dillenmiş ağızlarda tutuk dilli gönüller (FNÇ)
Cemal Bey çantasını kapattı, yerinden kalktı, mahcup bir şekilde oradan ayrıldı. Tozlu ve soluk kırmızı perdelerden yakıcı bir güneş taşıyor, bütün odayı dolduruyordu.
İhtiyar, bekçiye müdür beyin içeride olup olmadığını sordu. Bu cümlede ihtiyar kelimesinden sonra virgül olmasaydı bekçinin ihtiyar olduğu ve başka birinin bu ihtiyar bekçiye soru sorduğu anlaşılacaktı.
Göllerde bu den bir kamış olsam. (AH)
¦Yoo, güvercinlerime dokunmayın, dedi.
Arkadaşlar, bu sorular yarına kadar çözülmeli! Efendiler, bilirsiniz ki, hayat demek, mücadele, müsademe demektir.
Bu söz, ister inanın ister inanmayın, doğrudur. Arka sıradakilerden biri, gözlüklü olanı, bir soru sordu. Dün Ali amcalara, eski komşumuza, gittik. D oğup, büyüdüğü yerleri, memleketini, çok özlemişti. Onu dün akşama doğru, saat beş gibi, Kızılay�da gördüm.
Onlar da, eğitimi en yüksek seviyeye çıkaracağız, demişlerdi. Ben, buna ihtiyacım yok, dediysem de o dinlemedi.
3) NOKTALI VİRGÜL ( ; )
Gitmemiz gerekiyor; bekleyenler var. (çünkü) Okumuş bir kadın değil, ama anlayışlı; çok genç değil, ama güzel... (bununla birlikte) Karşısında, bir şezlonga uzanmış esmer, güzel bir kız, siyah maroken kaplı bir kitap okuyor; pencereden, çiçek, kır kokuları; deniz, dalga fısıltıları getiren tatlı bir nisan rüzgârı giriyordu. (Bahar ve Kelebekler; Ömer Seyfettin) (bu esnada; ve)
Olanları anladım; ama iş işten geçmişti. Çok söylüyorum, fakat söz dinlemiyor. Bir aralık evden savuşmak da aklına geldi; ama, faydasız buldu. İnsan yalanı bilmeyerek okur; ama, yalan olduğunu bildikten sonra gene okumak ister mi? *Sıralı cümleler arasına giren bu bağlaçlardan önce nokta, virgül ya da noktalı virgül koyup koymamak yazara göre değişebilen bir üslûp meselesidir.
Erkek çocuklarına Doğan, Tuğrul, Aslan; kız çocuklarına ise İnci, Çiçek, Gönül adlarını verirler.
Sabahtan beri bekliyorum; ne gelen var ne giden. İster inan, ister inanma; aynen dediğim gibi oldu. İş işten geçti; artık gelsen de olur, gelmesen de...
4. İKİ NOKTA ( : )
sıfat: İsimlerden önce gelerek onların nitelik ve niceliklerini bildiren kelimeler. Kelimeler genel olarak ikiye ayrılır: İsimler ve fiiller. Bu işin en sağlam yolu şudur: Bildiğinden şaşmamak. Yeni harfler alındıktan sonra eski yazı ile bir tek kelime bile yazmayan iki kişi görmüşümdür: Atatürk ve İnönü. Kendimi takdim edeyim: Meclis kâtiplerinden Hayrullah.
O, başarının sırrını tek kelimeyle açıklar: Azim
Ziraatçi sayar: -Yulaf, pancar, nohut, mercimek... Bilge Kağan: Türklerim işitin! Üstten gök çökmedikçe alttan yer delinmedikçe ülkenizi, törenizi kim bozabilir sizin? Koro: Göğe erer başımız başınla senin!
Jİki noktadan sonra bağımsız bir cümle geliyorsa bu cümle büyük harfle başlar; art arda örnekler sıralanıyorsa ilk örnek küçük harfle başlar: Tam kapıdan çıkmak üzereyken sordu: Akşam erken gelecek misin? İnceleyeceğiniz kelimeler şunlar: gelmek, nakletmek, gidedurmak. İnsan üç şeye benzer: ağaca, suya ve rüzgâra *İki nokta kullanılmış cümleler bazen aynı kelimeler kullanılarak ama iki nokta kullanılmadan da kurulabilir: Çocuk merakla sordu: �Bana ne getirdin?� �Çocuk merakla, bana ne getirdin, diye sordu vb. 5. ÜÇ NOKTA ( ... )
Güneşli fırtınalar, renk renk çiçekler... ve başka insanlarla birlikte yeni bir hayata hazırlanıyordu.
Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz! Onu bir defacık görebilmek için nelere katlanmazdım ki... Kar, yılın ilk karı... Belliydi yağacağı. Kaç gündür neydi o soğuklar öyle! El elin eşeğini elbette türkü söyleyerek arar. Hele eşek zorla aranıyorsa. Üstelik Subaşınınsa.... Trenin pencerelerinde gülümseyen kadınlar, el sallayan çocuklar... Keskin bir tren düdüğü... Trenin birdenbire salıverdiği yoğun bir buhar... her şey bir su katmanının altında yok oluverdi birden. Sonra genzi yakan o bildik kömür kokusu...
Haberi ...�dan dinledim. Toplantıya gelenler arasında ... var mıydı? Kılavuzu karga olanın burnu b....tan çıkmaz. Yerden topladığı ...ları onun arkasından fırlattı. ... adam, yine her yeri dağıtmış. B....., 7 Nisan (burada yer adı gizlenmiş)
*Bu görevdeki üç nokta yay ayraç içerisinde de konabilir.
- Koca Ali... Koca Ali, be� (Diyet)
-Kimsin! -Ali... -Hangi Ali? -... -Sen misin, Ali usta? -Benim. -Ne arıyorsun bu vakit buralarda? -Hiç... -Nasıl hiç? Suya çekicini mi düşürdün yoksa? -!... (Diyet) 6. SORU İŞARETİ ( ? )
Benimle alış verişe kim gelecek? Soruları cevapladınız mı? Nasıl bir kitap aramıştınız? Evimizi, eşyalarımızı nasıl buldunuz? Nerede ? Kim? Nasıl? Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?
Yoksa bu sözümde yalan var mı?
Yapar mı yapmaz mı bilmem. (soru kelimesi nesneye dahil) Bu olayı bize ne zaman anlatmıştı, hatırlamıyorum. (soru kelimesi nesneye dahil)
Sen alacaktın? Gördün?
1496 (?) yılında doğan Fuzuli...
Hele bir de karların eriyip sularının akması yok mu... 7. ÜNLEM İŞARETİ ( ! )
Ey Türk gençliği! Hey! Biraz bakar mısın? Hişt! Buraya gel! Şşt! Sus bakayım! Ee, yeter artık! Aa! Bu da ne? Ah, ne yaptım! Eh! Fena değil. Ay, elim! Gitme ha! Hah, şimdi oldu! Hay Allah! Vah zavallı! Vay sersem! Aman dikkat! İmdat! Boğuluyorum! Simitçi! Çok ilginç! Ne kadar güzel! Çabuk eve git! Ne olur yardım et! Çık dışarı! Güm! Miyav! Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz�dir, ileri! Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle! Ne mutlu Türküm diyene! Dur, yolcu! Bilmeden gelip bastığın Bu toprak bir devrin battığı yerdir. Kar, yılın ilk karı... Belliydi yağacağı. Kaç gündür neydi o soğuklar öyle! Bir hilâl uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor! Ey, bu topraklar için toprağa duşmuş, asker! Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder. Zamanla nasıl değişiyor insan! Gökyüzünün başka rengi de varmış! *Ünlem işareti, ünlem ifadesinden hemen sonra kullanılabileceği gibi cümlenin sonunda da kullanılabilir: Eyvah, geç kaldım! Eyvah! Geç kaldım! *Parantez içinde kullanılan ünlem işareti alay etme, hafife alma, küçümseme, inanmama, kinaye anlamları katar: İsteseymiş bu kitabı bir günde bitirirmiş (!) ama ne yazık ki vakti yokmuş. Adam, akıllı (!) olduğunu söylüyor. Enflasyonun nasıl düşeceğini bilmeyen ekonomi bilginlerimiz (!) var. Gençliğinde 100 metreyi 10 saniyede koşarmış (!). 8. KESME İŞARETİ ( � ) 1. Aşağıda sıralanan özel adlara getirilen iyelik, durum ve bildirme ekleri kesme işaretiyle ayrılır: a. Kişi adları, soyadları ve takma adlar: Atatürk�üm, Fatih Sultan Mehmet�e, Muhibbi�nin, Gül Baba�ya, Sultan Ana�nın, Yurdakul�dan, Kâzım Karabekir�i, Yunus Emre�yi, Ziya Gökalp�tan, Refik Halit Karay�mış, Ahmet Cevat Emre�dir, Namık Kemal�se. UYARI : Sonunda p, ç, t, k ünsüzlerinden biri bulunan Ahmet, Çelik, Çiçek, Halit, Mehmet, Mesut, Murat, Özbek, Recep, Yiğit, Bosna-Hersek, Gaziantep, Kerkük, Sinop, Tokat, Zonguldak gibi özel adlara ünlüyle başlayan ek getirildiğinde kesme işaretine rağmen Ahmedi, Çeliği, Çiçeği, Halidi, Mehmedi, Mesudu, Muradı, Özbeği, Recebi, Yiğidi, Bosna-Herseği, Gaziantebi, Kerküğü, Sinobu, Tokadı, Zonguldağı biçiminde son ses yumuşatılarak söylenir. UYARI: Özel adlar için yay ayraç içinde bir açıklama yapıldığında kesme işareti yay ayraçtan sonra konur: Yunus Emre (1240?-1320)'nin, Yakup Kadri (Karaosmanoğlu)'nin. Ancak cins isimler için yapılan açıklamalarda yay ayraçtan sonra doğal olarak kesme işaretine gerek yoktur: İmek fiili (ek fiil)nin geniş zamanı şahıs ekleriyle çekilir. UYARI : Özel adlar yerine kullanılan "o" zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz ve kendisinden sonra gelen ekler kesme işaretiyle ayrıl*maz. b. Millet, boy, oymak adları: Türk�üm, Alman�sınız, İngiliz�den, Rus�muş, Oğuz�un, Kazak�a, Kırgız�ım, Özbek�e, Karakeçili�nin, Hacımusalı�ya. c. Devlet adları: Türkiye Cumhuriyeti�ni, Osmanlı Devleti�ndeki, Amerika Birleşik Devletleri�ne, Azerbaycan Cumhuriyeti�nden. ç. Din ve mitoloji ile ilgili özel adlar: Allah�ın, Tanrı�ya, Cebrail�den, Zeus�u. d. Kıta, deniz, nehir, göl, dağ, boğaz, geçit, yayla; ülke, bölge, il, ilçe, köy, semt, bulvar, cadde, sokak vb. coğrafyayla ilgili yer adları: Asya�nın, Marmara Denizi�nden, Akdeniz�i, Meriç Nehri�ne, Van Gölü�ne, Ağrı Dağı�nın, Çanakkale Boğazı�nın, Zigana Geçidi�nden, Uzunyayla�ya, Türkiye�dir, İç Anadolu�da, Doğu Anadolu�ya, Ankara�ymış, Sungurlu�ya, Ziya Gökalp Bulvarı�ndan, Yıldız Mahallesi�ne, Taksim Meydanı�ndan, Reşat Nuri Sokağı�na. UYARI: Yer bildiren özel isimlerde kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğu zaman ekten önce kesme işareti kullanılır: Hisar�dan, Boğaz�dan. e. Gök bilimiyle ilgili adlar: Jüpiter�den, Venüs�ü, Halley�in, Merih�e, Büyükayı�da, Yedikardeş�ten, Samanyolu�nda. f. Saray, köşk, han, kale, köprü, anıt vb. adları: Dolmabahçe Sarayı�nın, Çankaya Köşkü�ne, Sait Halim Paşa Yalısı�ndan, Ankara Kalesi�nden, Horozlu Han�ın, Galata Köprüsü�nün, Bilge Kağan Abidesi�nde, Çanakkale Şehitleri Anıtı�na. g. Kitap, dergi, gazete ve sanat eseri (tablo, heykel, müzik vb.) adları: Nutuk�ta, Safahat�tan, Kiralık Konak�ta, Sinekli Bakkal�ı, Hürriyet�te, Resmî Gazete�de, Onuncu Yıl Marşı�nı, Yunus Emre Oratoryosu�nu, Atatürk Uluslararası Barış Ödülü�nü. ğ. Kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge ve genelge adları: Millî Eğitim Temel Kanunu�na, Medeni Kanun�un, Atatürk Uluslararası Barış Ödülü Tüzüğü�nde, Telif Hakkı Yayın ve Satış Yönetmeliği�nin. UYARI: Belli bir kanun, tüzük, yönetmelik kastedildiğinde büyük harfle yazılan kanun, tüzük, yönetmelik sözlerinin ek alması durumunda kesme işareti kullanılır: Bu Kanun�un 17. maddesinin c bendi... Yukarıda adı geçen Yönetmelik�in 2�nci maddesine göre... vb. h. Hayvanlara verilen özel adlar: Sarıkız�ın, Karabaş�a, Pamuk�u, Minnoş�tan. UYARI: Kurum, kuruluş, kurul ve iş yeri adlarına gelen ekler kesmeyle ayrılmaz: Türkiye Büyük Millet Meclisine, Türk Dil Kurumundan, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dekanlığına, Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğüne, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Başkanlığının; Bakanlar Kurulunun, Danışma Kurulundan, Yürütme Kuruluna; Mavi Köşe Bakkaliyesinden, Gimanın. UYARI : Özel adlara getirilen yapım ekleri, çokluk eki ve bunlardan sonra gelen diğer ekler kesmeyle ayrılmaz: Türklük, Türkleşmek, Türkçü, Türkçülük, Türkçe, Müslümanlık, Hristiyanlık, Avrupalı, Avrupalılaşmak, Aydınlı, Konyalı, Bursalı, Ahmetler, Mehmetler, Yakup Kadriler, Türklerin, Türklüğün, Türkleşmekte, Türkçenin, Müslümanlıkta, Hollandalıdan, Hristiyanlıktan, Atatürkçülüğün. 2. Kişi adlarından sonra gelen saygı sözlerine getirilen ekleri ayırmak için konur: Nihat Bey�e, Ayşe Hanım�dan, Mahmut Efendi�ye, Enver Paşa�ya vb. UYARI: Unvanlardan sonra gelen ekler kesmeyle ayrılmaz: Cumhurbaşkanınca, Başbakanca, Türk Dil Kurumu Başkanına göre vb. 3. Kısaltmalara getirilen ekleri ayırmak için konur: TBMM'nin, TDK'nin, BM'de, ABD'de, TV'ye. UYARI : Sonunda nokta bulunan kısaltmalarla üs işaretli kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. Bu tür kısaltmalarda ek noktadan ve üs işaretinden sonra, kelimenin ve üs işaretinin okunuşuna uygun olarak yazılır: vb.leri, Alm.dan, İng.yi; cm³e (santimetre küpe), m²ye (metre kareye), 64ten (altı üssü dörtten). 4. Sayılara getirilen ekleri ayırmak için konur: 1985'te, 8'inci madde, 2'nci kat; 7,65�lik, 9,65�lik. 1919 senesi Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım. (Mustafa Kemal Atatürk) 5. Şiirde seslerin ölçü dolayısıyla düştüğünü göstermek için kesme işareti kullanılır: Bir ok attım karlı dağın ardına Düştü n'ola sevdiğimin yurduna İl yanmazken ben yanarım derdine Engel aramızı açtı n'eyleyim (Karacaoğlan) 6. Bir ek veya harften sonra gelen ekleri ayırmak için konur: a'dan z'ye kadar, b'nin m'ye dönüşmesi, Türkçede -lık'la yapılmış sözler. UYARI: Akım, çağ ve dönem adlarından sonra gelen ekler kesmeyle ayrılmaz: Eski Çağın, Yükselme Döneminin, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatına. 9. TIRNAK İŞARETİ ( � � )
Şinasi, Halil Bey'e biraz rahatlık vermiş gibiydi. �Yatsam, acaba uyuyabilir miyim?� diye düşündü, yatıp da uyuyamamaktan korktu; ama korktuğu başına gelmedi. Sabaha kadar yattı, hem de uyudu. (Memduh Şevket Esendal, Saide) Genç, esmer kız, yeni neslin son Türk kadınlarının o asla tatmin edilemeyecek olan ebedî kederiyle bulutlanan siyah gözlerini kitabından ayırmayarak, "Okuyorum büyükanneciğim." dedi. (Ömer Seyfettin; Bahar ve Kelebekler) Aşağıdaki cümlelerin hangisi �İlkbahar en güzel mevsimdir.� cümlesiyle yüklemin türü bakımından benzerlik gösterir?
�Birden, üç dişi kalan buruşuk ağzını açtı. Esnedi. Bir mumya uzvu kadar sararmış, katılaşmış elini başına götürdü. Kahve rengindeki yemenisinin altında daha beyaz görünen saçlarına dokundu. Bir an düşündü.� (Ömer Seyfettin; Bahar ve Kelebekler)
Uzaklık ifade etmek için �ta� kullanılır. Birçoğu edebiyat kavramını yeni öğreniyordu. Uzaklık ifade etmek için ta kullanılır.
Faruk Nafiz, �Han Duvarları�nda, Anadolu coğrafyasını ve insanını en güzel şekilde anlatmıştır. Kitabınızdaki �İmlâ Kuralları� konusuna bir göz atın. 10. TEK TIRNAK İŞARETİ ( � � )
Annesi kıza, �Kardeşini parka götür. Baban niçin geciktiğinizi sorarsa �Annem göndermedi� dersin.� diye seslendi. Edebiyat öğretmeni, �Şiirler içinde �Han Duvarları� gibisi var mı? dedi ve Faruk Nafiz�in bu güzel şiirini okudu.
11. YAY AYRAÇ- PARANTEZ ( ( ) )
Türk edebiyatının üç kolu da (halk edebiyatı, divan edebiyatı, yeni Türk edebiyatı) büyük farklılıklar gösterir. Sanatçının bu eseri hatıra (Anı demek daha doğru olur.) türünün en iyi örneklerindendir. Türkçede bazı ekler (-yor, -ken, -leyin, -mtırak, -ki) büyük ünlü uyumu kuralına aykırıdır. Hakkında açıklama yapılan söze ait ek, ayraç kapatıldıklarn sonra yazılır: Yunus Emre (1240?-1320)�nin *�yani� ile yapılan açıklamalar yay ayraç içine alınmaz. Babasından, yani okumasında büyük emeği geçen insandan daha ne isteyebilirdi ki?
Kaymakam ¦ (hiddetle) Ne olacak baba...Oğlunun katili ecnebi tebaasıymış...
(Refik Halit Kara, Eskici)
1496 (?) yılında doğan Fuzuli...
Adam, akıllı (!) olduğunu söylüyor. Enflasyonun nasıl düşeceğini bilmeyen ekonomi bilginlerimiz (!) var. Gençliğinde 100 metreyi 10 saniyede koşarmış (!).
İngiltere'de Lord Byron (Lord Bayron), Shelley (Şelli) ve Shakespeare (Şekspir) romantizmin kaynağı sayılırlar. 12. KÖŞELİ AYRAÇ ( [ ] )
13. KISA ÇİZGİ ( - )
sizce, titreye titreye ağlıyor. JBirleşik kelimeler de tek kelime gibi telâffuz edilerek heceleme buna göre yapılır. .................................................. .................................................. ..................... ba- şöğretmen Atatürk .................................................. .......................................... il- kokuldayken .................................................. ......................................Karaosma- noğlu�nun......................................... ............................................. JKe |