ilkvahiy.net ilkvahiy.net'i Tavsiye Edin ilkvahiy.net Türkçe ilkvahiy.net in English
Kayıt Ol Portal Forum Video Gruplar Blog Albümler Etiketler İletişim Yardım Üye Listesi iTrader Takvim Arcade Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları Okunmuş Kabul Et
  #1 (permalink)  
Alt 22-01-2008, 13:51
Profesör
Puanlar: 11,963, Derece: 71 Puanlar: 11,963, Derece: 71 Puanlar: 11,963, Derece: 71
Aktivite: 0% Aktivite: 0% Aktivite: 0%
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 2,213
Memleket :
Cinsiyet :
Teşekkür: 0
22 mesajı 24 Teşekkür Aldı
Ülke Bayrağı - turkey!
Tecrübe Puanı Gücü: 4
akell will become famous soon enough
Standart "Elini koynuna sok!"

Hz. Musa'ya verilmiş olan değnek bir ayettir. Bir de elini koynuna sokması ona büyük bir ayet olarak verilmiştir:

"Bir de elini koynuna sok, bembeyaz çıksın."

Kıssanın farklı surelerdeki anlatımlarına bakılırsa, Hz. Musa'nın elini koynuna sokmasının, yılanın eylemleriyle bir alakası olmadığı görülür. Zaten bunun sebebinin, elin çıkarıldığında beyaz görünmesi için olduğu, yukarıdaki ayette sarahaten belirtilmektedir.

Kıssa yorumcuları, öncekilerde olduğu gibi, bu olayda da hep "nasıl" sorularına cevap aramışlar; Hz. Musa'nın teninin esmerken elinin beyazlaştığını söylemişler ve bu işin defalarca tekrar edildiğini de eklemişlerdir. Oysa cevap bekleyen "niçin" merkezli başka sorular vardır:

Değnek zaten ejderha olmuş, sihirbazların bütün uydurmalarını yutmuşken acaba elin beyazlaşması hangi amaca matuftur? Firavun taraftarlarının hangi talepleri bu ikinci ayete zemin oluşturmuştur? Olayın "niçin"liğini kavramamıza yardımcı olacak bir soru da şudur. Elin koyuna sokuluşu ve orada bekletiş süresi ne kadardır? Elin çıkarılışı, değneğin üç inkılâbının neresinde ve kaç kez gerçekleşmiştir?

Anlam katılmamış, hikmet yüklenmemiş, sarmal anlamlar üretmeyen çıplak bir anlatımla yersiz tekrarlara Kur'ân'ın tenezzül etmeyeceğini fark eden okuyucu; beş altı kez tekrarlanan bir kıssa üzerine serdedilen bu soruların yerinde olduğunu elbette fark edecektir.

Bu son bölümde; kitabın üslubundan uzaklaşmadan, dilin kurallarını zorlamadan, sözcüklerin deyimleşen anlamlarından ayrılmadan ve daha önemlisi kıssanın bütünlüğünü bozmadan, bu soruların cevaplarına işaret etmek istiyoruz.

Tebliğ sırasında Hz. Musa'ya elini koynuna sokması (dhl), bürokratlarla ilgili sahnede elini koyuna sokmaya devam etmesi (slk), ayrıca korkudan (rahbet) yanını kendine eklemesi, Firavundan randevu alma sahnesinde ise elini yana eklemesi emredilir.

El, güç ve kuvvettir. Halk katında eli olan, kıymet ve mevki olandır. Birisinin elini koynuna sokması da; kuvvet, kıymet ve mevkiini saklaması olur. "Yanın eklenmesi" de insanlara rıfkla muamele etmek, onlara iyi davranmak anlamına gelir.

Daha işin başında Hz. Musa'nın, Firavun`a karşı tebliğini yumuşak söz (kavlen leyyinen) ile iletmesi tembih edildiği hatırlanırsa, elin koyuna sokulmasının da özgürleştirmede sona ulaşılması için, kazanımların gizlenmesi manasına geldiği anlaşılır.

Ellerini üst üste koyanlar ittifak etmiş olurlar. "Ellerim senin" diyen kimse, bu sözüyle kendisini teslim etmiş olur. Sonra elini çekerse onun mülkü olmaktan ve ona itaatten çıkar.

Kıssanın sonu, tebliğin son sahnesini resmeder. Kur'ân burada Hz. Musa`nın elini çıkarışını anlatırken, bu işi talim için kullanılan "ahrece" fiilini değil, "neze`a" fiilini seçer. Bu kelime, kılıç gibi çekişi, sıyrılışı anlamlandırır. Eli rehin olan kimsenin elini çekmesi, itaatten çıkarması demektir. Hz. Musa bu hareketiyle, kölelik ahdini bozmuştur. Bundan sonra onun eli, kendisine bakanlar için beyazdır.

Beyazlık ise Kur`ân üslubunda, aklık, aydınlık ve temizlik simgesidir; inananların yüzleri ahirette beyaz olacaktır. Kelime, hakikatte siyahın, mecazda ise karanlığın karşıtıdır. Küfür karanlık, hidayet ise aydınlıktır. Beyaz el, büyük nimet, beyaz huccet ise açık ve kuvvetli delildir. Karanlık zulmeti nitelediği gibi onun aksi olan aydınlık (Beyza) da rehberliği ve sünneti nitelemektedir. Çünkü insanlar dalâlet ve bidat karanlığında yol bulamazlar, fakat hidayet ve sünnet onlara aydınlık yolu gösterir. Bu nedenle hadiste şöyle denmiştir:

"Gecesi bile gündüz gibi olan aydınlık hanifliği (el-hanifiyyetül beyda) getirdim size."

Bütün bunların temsildeki karşılığı ise şudur: Hz. Musa, tebliği süresince yumuşak bir üslup kullanmıştır. İnananların ruhunda meydana gelen inkılâplar sırasında, Firavun'a karşı bir isyana öncülük etmemiştir. Toplum bir ejderha gibi olduğunda ise, elini onun ahdinden çekmiş ve isyanı başlatmıştır. Artık rehber, fıtri özgürlüğü simgeleyen Hz. Musa'nın beyaz elidir. Emir ve komuta ona geçmiştir.

Nitekim bundan sonra dini geleneğin "çıkış" dediği hicret başlayacaktır.


ahmet baydar

Konu eunhye tarafindan (09-09-2008 Saat 11:21 ) degistirilmistir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Spurl this Post!Reddit! Share on FacebookStumble this Post!Google Bookmark this Post!Diigo this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Blink this Post!Propeller this post!Bookmark to AskJeeves!Bookmark to Ma.gnolia!Bookmark to Feed Me Links!Bookmark to Newsvine!Bookmark to Slashdot!Bookmark to Lycos IQ!
Alinti ile Cevapla
akell adlı üyemize teşekkür eden(ler):
yusufsunetci (10-09-2008)
 


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayitli üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Biçimi


Bookmarks