Yugoslavya'da sosyalist Tito yönetimi zamanı... Yönetim federatif bir yapı arz ediyor ve Kosova'yı, Makedonya'yı, Bosna'yı, Sırbistan'ı içine alıyor. Bu topraklarda önemli bir Müslüman topluluk yaşıyor. Tito, sosyalizm projelerini uygulama çerçevesinde bir gün Müslüman kadınlara yönelik “ref'i tesettür” kanunu çıkarıyor. “Ref'i tesettür”, “Tesettürün kaldırılması” demek. Kadınlar tesettürden çıkacak ve sosyalizmin uygarlaştırma projelerine katılacaklar!!! Bu kanunun, Makedonya'nın Tetova şehrindeki tepkilerini o günleri yaşayan bir Müslümandan bizzat dinledim. -Aynı sokakta oturan Müslüman hanımlar birbirleriyle helalleştiler, dedi. Artık sokağa çıkmayacaklardı ve belki de ölünceye kadar birbirlerini göremeyeceklerdi. Öylesine bir travma yaşamışlar, öylesine tedirgin olmuşlardı. *** Bir başka olayı, Franz Fanon, Cezayir Bağımsızlık Savaşının Anatomisi isimli kitabında anlatır: 1960'lara kadar Cezayir Fransız sömürgesidir. Fransızlar “Batı eksenli uygarlaştırmaprojesi” çerçevesinde, en başta, “kadınları çarşaftan çıkarma” uygulamasını başlatmışlardır. Havuçları ve sopaları vardır. Projeyi öncelikle “Eşi başörtülü memurlar” üzerinden yürütürler. Eşini çarşaftan çıkaran memur terfi eder, diğerleri aşağılanır. Eşinin başını açanlar için özel “Çarşaftan çıkma” törenleri düzenlenir. Buna Cezayir'li kadının tepkisi, sömürgeci ile savaşa bizzat katılmak olur. Franz Fanon, Cezayirli kadınların bu destanını anlatır. *** Maraş'ı, Sütçü İmam'ı bilmeyen yoktur. Bu bir Türkiye tecrübesidir. Bu defa Fransız işgal askeri olarak gelir, şehre yerleşir, yerli Ermeni çeteleriyle birlikte devriye gezmeye başlar. Bir devriye grubu, Uzunoluk hamamından çıkan çarşaflı ve peçeli kadınları görür. Onları taciz eder ve “Peçenizi çıkarın, güzel yüzünüzü görelim” derler. Kadınlar direnir. İtiş kakışı Sütçü dükkanındaki dede görür, gelir, tabancasını ateşler ve malum... Milli Mücadele'de, Maraş'ı “Kahraman” yapacak mücadelenin fitili ateşlenmiş olur... Aziziye Kahramanı Nene Hatun, bir sembol Anadolu kadını olarak başörtülüdür. Milli Mücadele'nin, kağnı çeken, mermi üreten, çocuğunun kundağına kurşun saran bütün kadınları başörtülüdür. Ve hiç şüphesiz, Fransız askerleri onlara saldırsa, onların yapacağı şey, canı pahasına örtüsünü korumaktır. Bugün, aradan 80 yıl geçtikten sonra, çocuğunu askere gönderen, sonra şehid naşı olarak karşılayan ve tabutlar üzerine kapanan annelerin pek pek çoğu da başörtülüdür. *** Bugünün Türkiyesinde birileri, Tetova'daki kadınların başlarını açmamak için birbiriyle helalleşip eve kapanmalarını, Cezayir'li kadınların kocalarının terfilerine mani olmasını, Maraşlı kadınların “güzel yüzlerini Fransızlardan esirgemeleri”ni anlamsız bir direniş olarak görebilir. “O kadınlar sömürgecilerin ya da despotların istediklerini yapsalardı bu ülkeler çok daha erken çağdaşlaşırdı” diye düşünebilir. Bugün, birileri, başka erkekler tarafından arzulanmayı, bunun için de vücudunu sergilemeyi çağdaşlık göstergesi olarak kabul edebilir. Bugün birileri için, cinselliğin en ilkel biçimde sergilenmesi normal, “Saçının teli