ilkvahiy.net ilkvahiy.net'i Tavsiye Edin ilkvahiy.net Türkçe ilkvahiy.net in English
Kayıt Ol Portal Forum Video Gruplar Blog Albümler Etiketler İletişim Yardım Üye Listesi iTrader Takvim Arcade Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları Okunmuş Kabul Et
  #1 (permalink)  
Alt 30-07-2008, 22:33
cemre - ait Kullanici Resmi (Avatar)
Moderator
Puanlar: 8,562, Derece: 62 Puanlar: 8,562, Derece: 62 Puanlar: 8,562, Derece: 62
Aktivite: 20% Aktivite: 20% Aktivite: 20%
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 1,414
Memleket :
Cinsiyet :
Teşekkür: 43
127 mesajı 200 Teşekkür Aldı
Ülke Bayrağı - turkey!
Tecrübe Puanı Gücü: 6
cemre is just really nicecemre is just really nicecemre is just really nicecemre is just really nicecemre is just really nice
Standart Azrail Suratlı Adam


Azrail Aleyhisselâmı suçlayan, ona hücum eden, ona saldıran o kadar fazla sözler var ki, saymakla bitmez, yazmakla tükenmez.
Özellikle gazetelerde, TV haber bültenlerinde bir ölüm haberini verirken hemen suçlu bulunur ve Hz. Azrail e hücuma geçilir.


İşte bu sözlerden ilk anda akla gelenlerden bazıları:
Azrail e kaptırmadı, Azrail fırsatı kaçırmadı, Azrail in elinden ana kucağına döndü, Polis Azrail e yol mu verdi, Aile arasına Azrail daldı, Azrail e 9 kez çalım atan Tolgan nın yeni unvanı, Azrail i kandıran çocuk…
Bunlar yetmezmiş gibi, bir de zalim, câni ve tehlikeli birisini tarif ederken yahut sevmediği bir adamı anlatırken yine Hz. Azrail e benzetilir ve Azrail suratlı adam, bakışın Azrail gibi gibi cümleler söylenir.
Azrail kim? Nasıl bir varlık? Nasıl iş görür, verilen görevi yaparken nasıl hareket eder? Emir altında mı hareket eder, yoksa kendi başına buyruk mu çalışır?
Azrail in melek olmadığını bilmeyen var mı? Azrail Aleyhisselâm bir melek, hem de en büyük meleklerden birisi. Hamele-i Arş olarak bilinen Arş-ı Âlayı taşıyan dört meleğin arasında yer alıyor.
Melek kelimesi, insanın içini açar, gönlünü okşar, ruhumuza bir sevinç ve ferahlık verir.
Hani biz, sevimli, tatlı, şirin, güzel ve masum bir kız çocuğunu severken meleğe benzetir de, kısaca melek deriz ya!
Bir de herkesin yardımına koşan, hiçbir karşılık beklemeden insanlara iyilik yapan birisine melek gibi insan dediğimiz gibi…
Gün olur, kimseye zararı dokunmayan, sessiz sakin, kendi halinde, herkesle iyi geçinen, tatlı dilli, güler yüzlü bir tanığımızı anlatırken de meleğe benzetiriz.
Azrail de bir melek. Bütün melekler gibi nurdan bir varlık, nurdan yaratılmış görevli bir kul.
Melekler Allah ın elçisidir, kendi başlarına iş yapmazlar, başlarına buyruk hareket etmezler, emir altında çalışırlar, Allah onlara hangi görevi vermişse onu yaparlar.
Kur ân, melekleri anlatırken, onların hiçbir şekilde Allah a isyan etmediklerini, verilen emri anında yerine getirdiklerini bildirir. (Tahrim Suresi, 66:6)
Hz. Azrail i anlatırken de, Sizin için görevlendirilen ölüm meleği, canınızı alır, sonra da Rabbinize döndürülürsünüz. (Secde Suresi, 32:11) şeklinde tarif ederek Azrail in görevini tanımlar.
Yani işin Türkçesi, Hz. Azrail sadece kendine verilen görevi yapar. Allah adına çalışır, Onun namına iş görür.
Ne kadar benzer, örnek ne kadar yerine oturur, belki tartışma götürür, ancak misal vermek gerekirse, güvenlik güçleri devlet adına hareket eder, devletin ve kanunların kendine verdiği yetkiye göre davranır.
Polis bazı yerlere girmemize izin vermez, engellerse polisi suçlayabilir miyiz?
Toplumsal bir olayda bir anda suçlu suçsuz demeden herkesi toplar götürür. Daha sonra suçsuzları serbest bırakır, suçluları nezarete alır. Kendi adına iş yapmadığı, sadece aldığı emri yerine getirdiği için kimse karşı çıkmaz, herkes sonucu bekler.
Güvenlik güçlerine karşı gelemiyor, polisi suçlayamıyor, onu kötü göstermeye, gözden düşürmeye çalışamıyorsak; aynı şekilde, bütün melekler gibi Allah tan aldığı görevi yerine getiren Hz. Azrail i de kötü göstermeye, çirkin tanıtmaya, görevinden dolayı suçlamaya hiç mi, hiç hakkımız yoktur.
Bir kere Azrail i böyle olur olmaz, yerli yersiz sözlerle hücuma geçmek imana da aykırı bir davranıştır. Çünkü bir Müslüman olarak inanmamız gereken, inanılması farz olan altı iman şartlarından biri de meleklere imandır.
Bir Müslüman inandığı şeyleri hiç kötüler mi, ona hakaret eder mi, aleyhinde konuşur mu, dil uzatır mı?
Mesela, Allah a, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe dil uzatmak insanı imandan uzaklaştırır, imanını kaybettirir.
Hayır efendim, bizim meleklere bir şey dediğimiz yok. Rahmet meleklerine ne diyebiliriz? Fakat Azrail bizi öldürüyor, en çok sevdiğim insanların canını alıyor. Canımız acıdığı için ondan korkuyoruz, onu sevemiyoruz demek ne kadar doğrudur?
Her şeyden önce, iman edilmesi gereken diğer meselelerde olduğu gibi, meleklere imanda da bir ayırım yapamayız, birini diğerinden ayırt edemeyiz; hepsini aynı şekilde görürüz, severiz, hepsine aynı şekilde iman ederiz. Çünkü iman bir bütündür, birbirinden ayrılmaz, parçalanmaz.
Bakara Suresinin son âyetlerinde, Biz peygamberler arasında bir ayırım gözetmeyiz dendiği gibi, yani Hz. Muhammed e (a.s.m.) inandığımız gibi, Hz. İsa ya, Hz. Musa ya, Hz. Davud a ve bütün peygamberlere aynı şekilde inanırız.
Bunun gibi, dört büyük meleklerden Hz. Cebrail e, Mikail e ve İsrafil e ne kadar iman ediyor, inanıyorsak, Hz. Azrail e de aynı şekilde inanırız. Yaptıklarından, ettiklerinden, üstlendiği görevlerden dolayı onları suçlayamayız.
Mesela, dünyanın sonu olan Kıyametin kopmasında sûra ilk üfleyecek olan Hz. İsrafil dir. Şimdi, İsrafil bu görevi yapıyor, dünyanın sonunu hazırlıyor diye onu zulümle, haksızlıkla mı suçlayalım?
Söz buraya gelmişken, Azrail bir melekse, nurdan yaratılmış bir varlıksa, görevini yapıyorsa, ona kızmak değil, onu suçlamak değil, onu sevmek, onunla dost olmak lazım.
Şuâlar da bu konuya açıklık getirirken Bediüzzaman der ki:
Bir gün bir duada, Yâ Rabbi! Cebrail, Mikâil, İsrafil, Azrail hürmetlerine ve şefaatlerine, beni cin ve insin (insanların) şerlerinden muhafaza eyle! meâlindeki duayı dediğim zaman, herkesi titreten ve dehşet veren Azrail namını zikrettiğim vakit, gayet tatlı ve tesellidâr (teselli veren) ve sevimli bir hâlet hissettim, Elhamdülillâh dedim, Azrail’i cidden sevmeye başladım.
Çünkü İnsanın en kıymetli ve üstünde titrediği malı, onun ruhudur. Onu zâyi olmaktan ve fenadan ve başıboşluktan muhafaza etmek için kuvvetli ve emin bir ele teslimin derin bir sevinç verdiğini kat’î hissettim.
Yani hiç kimseye emanet edemeyeceğimiz, teslim etmeye yanaşmadığımız ve devamlı üzerinde titrediğimiz ruhumuzu bir melek olan Hz. Azrail gibi Allah ın çok emin ve güvenilir bir elçisinden başkasına teslim edemeyiz.
Ölüm vakti gelmediği, eceli sona ermediği için ölmeyenlerin Azrail i atlattı , çelme taktı , Azrail i atlattı gibi sözlerin hiçbir anlamı ve kıymeti yoktur. Bu sözler çok yanlış ve gereksiz bir sözdür.
Azrail in gelip de geri döndüğü, üstlendiği görevi yapmadan çekip gittiği hiçbir zaman vaki değildir ve olmamıştır.
Allah a en yakın ve Allah ın birer elçisi olan peygamberlerde bile böyle bir istisna söz konusu değildir.
Peygamberimiz son anlarını yaşıyordu. Bu esnada Hz. Cebrail, Azrail ile birlikte geldi. Efendimizin halini hatırını sordu. Sonra da:
Ölüm meleği içeri girmek için izninizi ister dedi.
Peygamberimiz müsaade edince Azrail içeri girdi, Efendimizin önüne oturdu.
Ey Allah ın Resulü! dedi, Yüce Allah, senin her emrine itaat etmemi bana emretti. İstersen ruhunu alacağım, istersen sana bırakacağım.
Peygamberimiz, Hz. Cebrail e baktı. O da:
Ey Allah ın Resulü, Mele-i Âlâ sizi beklemektedir dedi.
Bunun üzerine Peygamberimiz:
Yâ Azrail gel, görevini yerine getir dedi ve ruhunu teslim etti.
Demek ki, Azrail görevi aldığı anda, karşısındaki Allah ın en çok sevdiği ve en mükemmel insan olan Peygamberimiz bile olsa geri dönmüyor. Oysa Yüce Allah, kararı Peygamberimize bırakmıştı.
Peygamberler için böyle bir şey söz konusu değilse, başka birisi için olması mümkün mü?
Âyetin ifadesiyle, Onların ecelleri geldiğinde, onu ne bir an geri bırakabilirler, ne de öne alabilirler. (Nahl Suresi, 16:61)
Çünkü ölüm tesadüfe bağlı bir olay değil, kendiliğinden gerçekleşen bir mesele hiç değildir. Onun vaktini, zamanını doğrudan doğruya Allah belirler. Çünkü hayatı da O vermiştir, ölümü de O verecektir. Onun bir ismi Hayy dir, hayatı verendir. Bir ismi de Mümît , ölümü yaratandır.
Bu zamana kadar hiçbir kimse ölümden yakasını kurtaramamış, ölümden kaçamamış ve ölümü yenememiştir, dünyada alacağı nefesi tükenince o büyük hakikate teslim olmuştur.
Ayrıca ölüm bir yokluk, bir hiçlik, bir kayboluş değil ki, ondan korkalım ve ürkelim
Her şeyden önce ölüm çok çirkin, çok kötü, çok korkunç ve dehşetli bir olay da değildir.
Ölüm, bir geçiştir, fani hayattan sonsuz hayata bir geçiş…
Sonsuz yaşamak isteyen herkesin aralaması gereken bir tül perdedir.
Yaratılışı gereği sonsuzluğu, ebediyeti ve ölümsüzlüğü isteyen her insanın içinde var olan bir olgudur.
Ama ölüm ne zaman, nerede, kaç yaşında? Bu konuda hiç kimsenin bilgisi yok. Böyle bir bilgi kimseye verilmemiş. Hâdise, ölümü yaratan tarafından gizli tutulmuştur.
Çünkü ölüm, her yaşta, her başta, her an ve her zaman yüz yüze gelebileceğimiz bir gerçektir. Hatta hayattan daha açık ve büyük bir gerçektir.
Cahit Sıtkı nın dediği gibi,
Kim bilir, nerede, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak/Taht misâli o mûsâlla taşında.
Necip Fazıl da der ki:
Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber…
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?
Ölüm bir yok oluş, bir hiçlik, bir kayboluş, bir bitiş ve tükeniş değil. Bir daha dönmemek üzere ayrılık, hiçbir şekilde buluşmamak ve görüşmemek üzere bir gidiş ve çıkış hiç değildir.
Ölüm ötesine inanan bir insan için ölüm, yeni ve taze, bâki ve ebedi bir âleme varıştır.
O demde ki, perdeler kalkar, perdeler iner,
Azrail e Hoş geldin diyebilmekte hüner.”
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Spurl this Post!Reddit! Share on FacebookStumble this Post!Google Bookmark this Post!Diigo this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Blink this Post!Propeller this post!Bookmark to AskJeeves!Bookmark to Ma.gnolia!Bookmark to Feed Me Links!Bookmark to Newsvine!Bookmark to Slashdot!Bookmark to Lycos IQ!
Alinti ile Cevapla
 


Şu Anda Konuyu Görüntüleyen Aktif Kullanıcılar : 1 (0 Üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Biçimi


Bookmarks
Yetkileriniz
Yeni Konu Açamazsınız
Mesajlara Cevap Yazamazsınız
Mesajınıza Eklenti Ekleyemezsiniz
Mesajlarınızı Düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodlari Açık
HTML-KodlariKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Gitmek istediginiz klasörü seciniz

Sitemiz vBulletin Version 3.8.0 Beta 4 Kullanmaktadır.
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0
Copyright © 2007 - 2008 ilkvahiy.net


Sitemizde Yazılan Yazılardan ilkvahiy.net Ekibi Sorumlu Değildir. Herkes Kendi Yazdıklarından Sorumludur.
Bu Site Bir Flört Sitesi Değildir !!! Erkek-Bayan İlişkilerinde Hududu Aşanlar Direk Olarak Siteden Atılır.
Sitemizde Crack,Warez,Serial,Keygen vs. gibi tüm yasadışı içerikleri paylaşmak yasaktır.
Reklam, Flood, Spam, Argo, Küfür Siteden Atılma Sebepleridir.

Gizlilik ve Güvenlik | Hakkımızda | Logolarımız | Bizimle Çalışmak İster misiniz ? | Link Değişim
ilkvahiy.net'e Reklam Ver | Şikayetlerinizi Bildirin | Sitemizden Atılma Sebepleri