Sabır üzerine SABIR ÜZERİNE...
Eyüp Nebi Köyünde birkaç yıldan beri Sabır Günü etkinlikleri düzenleniyor. Sabır ödülleri dağıtılıyor. Bu yıl 3 Mayısta 7.si düzenlendi.
Umulur ki, insanlara sabır üstüne düşünmek için bir vesile oluyordur.
Hz.Eyyub(AS) sabrın sembolü.
Düşünelim,
Zenginken bir anda bütün mal varlığını yitirmiş,
Sonra çok sevdiği bütün çocuklarını peş peşe toprağa vermiş,
Sonra vücuduna bir hastalık musallat olmuş ve onu dışarı çıkamaz hale getirmiş; kendisinden çok büyük iyilikler gören en yakınları dahil herkes kendisinden uzaklaşmış; hanımı dışında kimse yanına yaklaşmamış; hatta kavmi "onu bizden uzaklaştır" diye hanımını tehdit etmişler...
Ve o insan, bütün bunlara dayanmış; Şeytan'ın kışkırtmalarına kapılmamış; "başıma gelen her şey Allah'ın imtihanıdır" deyip sabretmiş... Üstelik bütün bu sıkıntılar içinde, asli görevini hiç ihmal etmemiş...
O'nu sabrın sembolü yapan da bu.
Nedir sabır?
En yaygın anlamı, Allah'tan gelene tahammül etmek, rıza göstermek, isyan etmemek. Dahası, bunda bir güzellik görmek ve "Kahrın da hoş, lütfun da hoş" diyebilmek.
Mal ile evlat ile sağlık ile imtihan olup da sabretmek kolay mı? Çok zor elbet. Ama inanan insan Allah'tan gelene ne yapabilir ki?
Peki, insanların sebep olduğu sıkıntılara sabretmek kolay mı? En çok da dostların verdiği sıkıntılara...
Hz. Eyyub(AS), en çok malının kaybına, evladının ölümüne ve hastalığına mı üzülmüştür yoksa kavminin kendisini terk etmesine mi?
Hz. Peygamber(SAS)i düşünelim. Ebu Cehil'in yaptıkları mı daha çok zoruna gitmiştir, yoksa amcası Ebu Leheb'in yaptıkları mı? Müşriklerin yaptıkları mı kendisini daha çok üzmüştür, O'na inandığını söyleyenlerin yaptıkları mı?
Bedevilerin kaba saba davranışlarını düşünün. Boynunda iz bırakacak şekilde çekiştirenleri. O adaleti tesis etmekle görevli olan kendisine "Adil ol Ya Muhammed!" diye bağırabilenleri. Hangisi daha çok zoruna gitmiştir?
Sizi en çok düşmanlarınızın yaptığı kötülükler mi yaralar, dostlarınız yaptıkları mı?
Siz çok iyi niyetli olun, canınızı dişinize takarak sadece kendiniz için değil, herkes için iyi, güzel, doğru bir şeyler yapmaya çalışın; sonra bırakın sizi tanımayanları, size düşman olanları, en yakın bildiğiniz kimseler bile, size karşı çıksın, size muhalefet etsin, eleştirsin, engellemeye, karalamaya çalışsın, iftira etsin, düşmanlarınızla işbirliği yapsın, dalga geçsin, alay etsin... Bir kere değil, sürekli, her fırsatta...
Nefse pek ağır geliyor değil mi?
Şair boşuna dememiş:
"Ellerin attığı taş bana değmez,
İlla dostun gülü yaralar beni."
Peki çaresi?
Hz Eyyup, imtihanını başarıyla verip kendisine ihanet eden kavmine geri dönmüş ve görevini bıraktığı yerden devam ettirmiş.
Hz.Peygamber, en zor anında bile kavmi için beddua etmeyip "Ey Allah'ım kavmimi bağışla çünküonlar bilmiyorlar" demiş.
Ama beni en çok, vefatı sırasında ağlayıp sızlayan Sevgili Kızı Fatıma'ya söylediği şu sözler teselli ediyor: "Ağlama kızım baban bir daha acı çekmeyecek."
Çünkü Allah, O'na "Sen onlara sert davransaydın etrafında kimse kalmazdı" demiştir.
Atalarımızın "Kan kusup kızılcık şerbeti içtim" demeleri bu yüzdendir. Kol kırılır yen içinde" sözü de aynı anlama işaret eder.
Tabii, kan kustuğunuzu, kolunuzun kırıldığını söylemenizin bir faydası olacaksa, o zaman başka...
Yoksa sabretmeyip ne yapacaksınız?
Mehmet Sarmış |