
09-12-2007, 16:30
|
| Acemi Üye | | Üyelik tarihi: Nov 2007 Yaş: 17 Mesajlar: 9 Memleket : Cinsiyet : Teşekkür: 0
0 mesajı 0 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı Gücü: 0 | |
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim “Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden anlamaz ben o yari neyleyim”
“Sevmek, karşı karşıya oturup birbirinin gözlerinin içine bakmak değil, “Sevmek, yanyana oturup aynı yöne bakarken hiçbir şeyin eksikliğini hissetmemektir.”
“Yanyana oturmak” dinginlik alameti. Başlangıçta karşısına oturup gözlerine bakabilirsin ama sonra yanına oturup baktığı yere bakmak durumundasın. Heyecan diniyor zamanla, şevk bitiyor. Yanına geçmek zor… İmtihanlar, sınanmalar; çevresiyle, ailesiyle, huylarıyla, vasıflarıyla, vasıfsızlığıyla, bizzat nefsiyle… Yanına geçmek çok zor!
“Dövülmeye sövülmeye kovulmaya billah
Hep kâilim ammâ ki efendim senin olsam”
Ve oturmak…
Şikayet etmemek, kusur görmemek, kendinden vermek karşı karşıya dururken geçerli olan yasaklar. Yanına geçince yalnız “huzur” olacak. Çıt çıkarmadan ve kıpırdamadan oturmak. Gözlerini hiç ayırmadan, gönlünü hiç kaydırmadan. Gözüne ve gönlüne tümüyle hakim olan bir sevgiyle. Allahu Teâlâ, Cenabı Peygamber efendimizin(sallallâhu aleyhi ve sellem) o kutlu misafirliğinde duruşunu, bakışını övüyor. Gözlerinin gördüğünü kalbi yalanlamadı, öyle aşina… Onda nübüvvet ve velayet, sadberk("Yüz yapraklı” anlamında bir gül cinsi) bir gül gibi ılgıt ılgıt sevda kokuyor.
Allah’ım,
Gözlerinde sevda-yı ubudiyyet ışıltılarıyla
“Raeytü Rabbî”(Rabbimi gördüm)diyen
Habîbi- Edîb’ine salât eyle, selam eyle! |