Her Şey Tavaf Halinde Her Şey Tavaf Halinde Hüdâ’yı görmek için göz misâli ev Kâbe,
Yörüngesinde onun, bin cihan tavâf ediyor!
Bakın; nasıl da Hüdâ nûru eylemiş bende,
Sırayla ay ve güneş, durmadan tavâf ediyor!
Dolup dolup taşıyor her dakîka Bâb-ı Selâm,
Semâya yükseliyor göz yaşıyla cümle meram,
Bütün duâlara mahrem binâ, bu Beyt-i Harâm,
Niyâza baş koyarak çağlayan tavâf ediyor…
Dönüş, devamlı, bu cennet eşikte Rahmân’a,
Hatîm içinde lutuf var, namaz kılan câna.
Hacer’de, Rükn-i Yemânî’de başka bir mânâ,
Felek felek sıralanmış, mekân tavâf ediyor!
Hüdâ’nın övdüğü bir yer Makâm-ı İbrâhim,
Ne rütbe; Hazret-i İsmâil’in rızâsı, mühim,
Dolaştı Hazret-i Ahmed, bu yerde dürr-i yetim,
Bu Kâbe öyle mekân, lâmekân tavâf ediyor…
Tavâf içinde fedâyım Muhammed’in adına,
O’nunla burda hayâtın doyulmuyor tadına.
O’nunla Kâbe’de mîrâc eder de en yakına,
Durur mu hiç gece gündüz zaman tavâf ediyor!
Dönen bu en yüce mihverde hâle olmuştur,
Safâ’da, Merve’de gözler, şelâle olmuştur,
Bu kıblegâha, saman gelse lâle olmuştur,
Huzurda dil dökerek her lisan tavâf ediyor…
Siyah libaslı fakat, nûr içinde Beytullah,
Ne tatlı zemzemi, billûr içinde Beytullah,
Feyiz denen nice yağmur içinde Beytullah,
Zemin tavâf ediyor, âsuman tavâf ediyor!
Tavafta ins ü melek, ömrü eyliyor tâbir,
Döner gariple hükümdar, fakirle zengin bir,
Yerin, göğün dilidir burda yükselen tekbîr,
Ki günde Kâbe’yi beş kez ezan tavâf ediyor! Neler neler görünür, Hak bilir bu seyranda,
Görünmeyen nice sır saklıdır bu harmanda,
Tavafta her köşe bin bir buut bu devranda,
Büyük küçük bütün âlem, her an tavâf ediyor… Eser de kıbleye meltem, kanatlanır kumlar,
Coşar gubâr-ı şerifler, büyük semâ başlar,
Kanat kanat kelebekler, görünmeyen kuşlar,
Nasıl da aşk ile bin bir figān tavâf ediyor… Kıyam, rükû ve sücûd öğretir vakur Kâbe,
Semâya dek bu zeminden medâr-ı nur Kâbe,
Cihanda cennete has, başka bir huzur Kâbe,
Bu sırra sâhil olan her liman tavâf ediyor… Bu ev ki bizler için Mekke’nin metîn evidir,
Bu ev ki yeryüzünün haşre dek emîn evidir,
Bu ev, değil mi ki dünyâda Rabbimin evidir,
Önünde secde edip Kehkeşan tavâf ediyor! Bu evdedir, o gönül gönle sohbetin kapısı,
Bu evdedir, iki dünyâda rahmetin kapısı,
Bu evdedir bize ey gonca, cennetin kapısı,
Bahar tavafta demâdem hazan tavâf ediyor!... Tavafta rahmet-i Hak, testi testi sunmada af,
Tavaftadır nice devran, tavafta milyon saf,
Fezâda aynı tavaf var, atomda aynı tavaf,
Dakîka durduğu yok, yelkovan tavâf ediyor! Nasipse, burda ne devlet, bu nefse uslanmak,
Büyük huzur, hele rahmet seliyle ıslanmak,
Ne tatlı, nurlu sütunlarda şöyle yaslanmak,
Bu evde aşkı içenler, yaman tavâf ediyor!... Bu bedre; bağ da, gülistan da, çöl de pervâne,
Bu şemse; can da demâdem gönül de pervâne,
Bu şah sitâreye; bülbül de, gül de pervâne,
Menekşe, defne, çemen, erguvan tavâf ediyor!... Ölüm sırâtını geçsek, hayat bu işte, deriz,
Tavafta terk ederek nefsi, arşa dek gideriz,
Beyaz kefen bezi, ihrâm içinde göç ederiz,
Bugün bu hicret için ten ve can tavâf ediyor! Misâfiriz yüce Allâh’a, sende ey Kâbe,
Biraz, biraz daha kalmak, büyük lutuf kalbe,
Pırıl pırıl olanın hâli, yükselir Rabbe,
Bu lutfa şükrederek ârifan tavâf ediyor!... Boşalmasın, dolu olsun aman sabır küpümüz,
Delinmesin kenarından da hal-hatır küpümüz,
Ki nefs elinde kalır yoksa tamtakır küpümüz;
Kırık not almayalım; imtihan tavâf ediyor!... Senin murâdına her lâhza, Rabbenâ, lebbeyk,
Kabul buyur, Sanadır en güzel senâ, lebbeyk,
Dedirtiyor bu asil, muhteşem binâ, lebbeyk!
Hüdâ’ya can sözü lebbeyk olan tavâf ediyor!.. İlâhi, Sen çevirensin, bu kıble meskenine,
Gelin diyen yine Sen’sin bu Kâbe eksenine,
Niyâz eder Sana Seyrî, diler kabûlü yine,
Kabul buyur ne olur, Müslüman tavâf ediyor |