Namaz kılmada sıkıntı çeken kardeşlerim için ... Aişe validemiz buyurur ki şöylece:
(Yumuşak yatak serdik o Resule bir gece.
Sabahleyin uyanıp, kalkınca Efendimiz,
Buyurdu: (Bu yatağı bir daha sermeyiniz.
Zira bunun yüzünden, gece uyanamadım,
Teheccüd namazını kılmaktan mahrum kaldım.)
Peygamber Efendimiz çok ibadet yapardı,
Farzların haricinde, çok da namaz kılardı.
Mübarek ayakları şişene kadar hatta,
Kıyamda, namaz için duruyordu ayakta.
Dediler: (Hak teala, senin gelmiş, gelecek,
Bütün kusurlarını affetti, bu bir gerçek.
O halde niçin böyle yaparsın çok ibadet,
Ve ne için kendine verirsin böyle zahmet?)
Peygamber Efendimiz buyurdu ki cevaben:
(Rabbime şükredici kul olmayayım mı ben?)
Aişe validemiz buyurdu ki: (O Server,
Kalkıp namaz kılmağa başlayınca her sefer,
Onun mübarek göğsü hemen hırıldıyordu,
Su fokurduyor gibi sesler duyuluyordu.)
Sahabeden biri de anlatıyor ki yine:
Bir gün bir âmâ geldi, o Server’in evine.
Dedi: (Ya Resulallah, bana bir dua edin,
Şu âmâ gözlerimi açsın Rabbil alemin.)
Şöyle buyurdular ki ona Fahr-i kainat:
(Sen şimdi abdest alıp, namaz kıl iki rek’at.
Sonra de ki: “Ya Rabbi, sevgili Habibinin,
Hürmetine, gözünü açıver bu garibin”)
O böyle dua etti o Resulün yanında,
Açılıp, görüverdi iki gözü anında.
Yine Resulü ekrem şöyle buyurmuşlardır:
(Sekiz adet cennette, birçok kapılar vardır.
Beş vakit namazını titizlikle kılanlar,
“Namaz” adlı kapıdan cennete çağrılırlar.
Her kim de cihad için etmişse fazla gayret,
“Cihad” adlı kapıdan olunur o da davet.
“Oruç” ve “Sadaka”ya ehemmiyet verenler,
Bu adlı kapılardan davet edilecekler.)
Resul bu hadisini buyurduğu saatte,
Hazreti Sıddık dahi var idi cemaatte.
Şöyle arz eyedi ki müsaade isteyerek:
(Kapıların birinden çağrılmak zor değil pek.
Acaba bir müslüman var mıdır ki dünyada,
Kapıların hepsinden çağrılsın aynı anda.)
Buyurdular ki: (Evet, vardır öyle kimseler,
Onları, her kapıdan davet eder melekler.
Ümid ediyorum ki, sen o kimselerdensin,
Her kapıdan çağrılıp, cennetlere girersin.)
3-
Bir hadisi şerifte Peygamberimiz yine,
Şöyle buyurmuşlardır sahabe-i güzine:
(Ümmetimden bir kimse, Rabbine sığınarak,
Herhangi arzusuna isterse vasıl olmak,
Kılsın gece yarısı iki rek’at bir namaz,
Okusun her rek’atta bir “Fatiha”, üç “İhlas.”
Selam verip, başını secdeye koysun yine,
Secdede, şu şekilde dua etsin Rabbine:
“Ebu Bekr-i Sıddık’ın hürmetine ilahi,
Şu dilek ve arzuma kavuştur beni dahi”
Çünkü kalkar secdede aradan perde, hicab,
Secdedeki dualar, mutlak olur müstecab.)
Rivayet edilir ki, Ömer Faruk devrinde,
Muhasara edildi bir kale Şam şehrinde.
Kale, öğleye kadar fethedilmediğinden,
Hazreti Ömer Faruk, gadaba geldi birden.
İslam askerlerini toplayarak acele,
Buyurdu ki: (Ne için fethedilmez bu kale?
Küffar dayanamazdı karşımızda bu kadar,
Aramızda mutlaka bir günah işleyen var!)
Bilcümle mücahidler, üzüldüler buna hep,
Hepsi düşündüler ki, “Bu günah nedir acep?”
O ara ağlayarak biri geldi erlerden,
Dedi: (Aradığınız o hata oldu benden.
Zira ben, teheccüde kalktığımda bu gece,
Misvaksız abdest alıp, namaz kıldım öylece.
Karanlık olduğundan, bu hata etti zuhur,
Sizin aradığınız o günah belki budur.)
Buyurdu ki: (Öyleyse, tövbe et bu günaha,
Terk etme bu sünneti bundan sonra bir daha.)
Yine buyurdular ki, Resul bir hadisinde:
Gökleri geçiyorken, ben Mi’rac gecesinde,
Hayret ile gördüm ki, içinde bir mihrabın,
Bir sureti duruyor “Osman ibni Affan”ın.
Melekler bölük bölük gelirlerdi oraya,
Bakıp şükrederlerdi Allahü tealaya.
Sordum ki: (Ya Cebrail, ne zamandan beridir,
Bu suret, bu mihraba konulmuş, belli midir?)
Dedi ki: (Bu yeryüzü, henüz yaratılmadan,
Dörtyüz bin sene önce bu var idi o zaman.
Zira o, gündüzleri oruçluydu ekseri,
O çok namaz kılardı seherde, geceleri.
Yine bela, musibet gelseydi ona şayet,
Sabreder ve kimseye etmez |