ilkvahiy.net ilkvahiy.net'i Tavsiye Edin ilkvahiy.net Türkçe ilkvahiy.net in English
Kayıt Ol Portal Forum Video Gruplar Blog Albümler Etiketler İletişim Yardım Üye Listesi iTrader Takvim Arcade Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları Okunmuş Kabul Et
  #1 (permalink)  
Alt 27-09-2007, 17:41
Tecrübeli Üye
Puanlar: 710, Derece: 14 Puanlar: 710, Derece: 14 Puanlar: 710, Derece: 14
Aktivite: 0% Aktivite: 0% Aktivite: 0%
 
Üyelik tarihi: Sep 2007
Yaş: 48
Mesajlar: 271
Memleket :
Cinsiyet :
Teşekkür: 0
2 mesajı 8 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı Gücü: 0
humeyra is an unknown quantity at this point
Standart Bilmiyorum Limanında Bir Okyanus Gemisi : İmam Mâlik



- Biliyor musun?
- Hayır.
- Peki sen biliyor musun?
- Hayır, bilmiyorum.
- Ya sen?
- Bilmiyorum.


Herkesin her şeyi bilmediği zamanlardı. Soru sahibi Bilen’i arıyordu. Kime sorduysa “Bilmiyorum!” cevabını alıyor ve bir başkasına gönderiliyordu: “Şu köşede oturana sor!”, “Şu beyaz elbiseliye git!” , “Şu uzun boyluya danış!”, “Şu ihtiyara yönel!”, “Şu okuyana anlat!” … Herkes bir başkasını işaret ediyor, onlarca duraktan sonra soru sahibi yeniden başlangıç noktasına geliyordu.

Medine’ydi şehir. Yer Mescid-i Nebevî’ydi. Abdurrahman b. Ebî Leyla, “Bu mescidde Rasûlullah’ın ashabından 120 kişiyle karşılaştım. Onlardan birine bir hadis veya bir fetva sorulduğunda, başka bir Müslüman kardeşinin bu konuda daha yeterli bilgi vereceğini söyler, sonunda mesele dönüp dolaşır, ilk sorulana yeniden getirilirdi.” diyordu.


Kum saatleri çöller dolusu kumu akıttılar boğazlarından. Sahabiler Tâbiîn’e, onlar da Tebe-i Tâbiîn’e bıraktılar yerlerini. Mescidin müdavimleri değişse de değişmeyen bir cevap vardı: “Bilmiyorum.” İşte altı aylık yoldan gelmişti soru sahibi. “Bilse o bilir!” diye göndermişti kavmi.

Mescid-i Nebevî’ye girdiğinde gözler onu işaret etmiş, uzun boylu, beyaz sakallı, güzel yüzlü ve heybetli bir adam soru sahibini halkasına dahil ettikten sonra, “Bilmiyorum!” demişti. Fakat, dedi yolcu; “Altı aylık yoldan geldim. Ne derim kavmime?” Nurani yüzde bilmeyişin ezikliği yoktu. “Seni gönderenlere bu konuda bilgim olmadığını söyle.” dedi usulca. “O halde kim bilir bunu!” diye yakındı yolcu. “Allah kime öğretmişse…” dedi heybetli adam ve meleklerin sözünü hatırlattı: “Bize öğrettiklerin dışında bizim bir bilgimiz yoktur.” (Bakara, 32)


İmam Mâlik, hicri 93 yılında Medine’de doğdu. Kader ona yalnız Hz. Peygamber’in(sas) şehrini değil, o şehrin ilim anahtarlarını da sundu: Abdurrahman b. Hürmüz, İbn Şihab ez-Zührî, Rabîa b. Ferah, Nâfi, Ebu Zinâd ve Yahya b. Said, aynı hakikatin farklı kapılarını açan anahtarlardı. Mâlik, ışık aynı olsa da pencerenin bakışa boyutlar kattığını ve bilgi arttıkça taşımanın zorluğunu fark etti onlarla. 13 yıl dizinin dibinden ayrılmadığı hocası İbn Hürmüz’den en büyük mirasın “Bilmiyorum” kelimesi olduğunu öğrendi.

“Bak Mâlik!” dedi bir gün İbn Hürmüz, “Bir insanın sığınacağı en emin liman ‘Bilmiyorum’ sözüdür.” Eksik bilginin yalnız soranı değil cevap vereni de ateşe atacağını biliyordu İbn Hürmüz. Biliyordu, “Bilmiyorum” demenin zorluğunu. Bu yüzden Mâlik, İmam Mâlik olup, yetmiş âlimin onayıyla kürsüye geçtikten sonra bile bu sözü hiç unutmadı. Bildiği soruları bile cevaplarken uzun uzun düşündü. Tek bir soru için gecelerini uykusuz geçirdi. “Sadece hayır umduğum şeyi konuşurum.” diyor, bir konuda görüşünü açıkladıktan sonra şu âyeti okuyordu: “Ancak birtakım tahminlerde bulunuyoruz. Onun hakkında kesin bir bilgi elde etmiş değiliz.” (Câsiye, 32)


Bu hassasiyetin meyvesi oldu “el-Muvatta”. Kırk yıllık bir çalışmayla İslâm’ın ilk fıkıh ve hadis kitabını ortaya koydu İmam Mâlik. Sahabe’nin sözlerini ve Tâbiîn’in fetvalarını da kapsayan bu muhteşem eser, dönemin Hicaz âlimlerince onaylanmış, genç Şâfiî’yi dokuz yıl sürecek eğitimi için hocası İmam Mâlik’in yanına getirirken, Abbasi Sultanı Mansur’u şu ilginç teklifi yapmaya yöneltmiştir: “Bu kitabı Kâbe’ye asalım ve çoğaltıp çeşitli yerleşim merkezlerine göndererek fıkhî ihtilafları ortadan kaldıralım.” Ancak bu teklifi reddetmişti İmam Mâlik. “Ey müminlerin emîri! Sakın yapma bunu! İnsanları serbest bırak! Her belde kendisi için uygun gördüğünü seçsin!” diye karşı çıkmıştı yönlendirmeye. O öyle bir İmam’dı ki hakikatin kendi ağzından ya da başkası ağzından çıkmasının bir önemi yoktu.


İhtilafın temelde değil ayrıntıda olduğunun şuurundaydı. Alnının terlerini silerken kendisini gören birinin, “Hayrola!” sorusu üzerine İmam-ı Azam Ebu Hanîfe hakkında şöyle demişti: “Ey Mısırlı! Ebu Hanîfe ile birlikteyken terledim. O tam bir fıkıh âlimi!” Aynı gün Ebu Hanîfe de İmam Mâlik için şunları söylüyordu: “Ondan daha eksiksiz tenkidde bulunana rastlamadım!”


İmam Mâlik, dönemindeki siyasi buhranlarda ne hükümdarların yanında oldu, ne de isyancıların. Fitneden uzak durarak Kur’ân-ı Kerîm’e ve Hz. Peygamber’in(sas) hadislerine sımsıkı sarıldı. Zühdü yoksullukta değil doğrulukta aradı. Güzel elbiseler giyer, kokular sürünür, geniş ve rahat bir evde otururdu. “Kendine hayrı dokunmayanın başkasına hayrı hiç dokunmaz. İnsan kendini harcarsa başkalarını haydi haydi ziyan eder.” derdi. Ona göre kendini takdir edebilen insan, günahlardan da uzak kalmaya çalışır, şahsiyetini ona zarar verecek şeylerden korurdu.


Farazî meseleler hakkında konuşmayı sevmezdi İmam. “Olmayanı bırak, olana bak!” derdi. İşte binlerce hadis anlaşılmayı bekliyordu. Bir heyecan kaplardı onu Hz. Peygamber’in hadislerini nakletmeden önce. Yıkanır, en güzel elbiselerini giyinir, kokular sürer, sarığını takardı. Konuşacağı odada ders boyunca güzel koku veren öd ağacı yanar, Bilmiyorum Limanı’ndan ayrılan gemi sükûnet içinde okyanuslara açılırdı.




A.ALİ URAL
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Spurl this Post!Reddit! Share on FacebookStumble this Post!Google Bookmark this Post!Diigo this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Blink this Post!Propeller this post!Bookmark to AskJeeves!Bookmark to Ma.gnolia!Bookmark to Feed Me Links!Bookmark to Newsvine!Bookmark to Slashdot!Bookmark to Lycos IQ!
Alinti ile Cevapla
 

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar son Mesaj
Medine Dönemi ahmet yasin Asr-ı Saadet 0 25-06-2008 10:37
İslam Ahlâkı Kitabı Güzel ve Çirkin Huylar admin Ömer Nasuhi Bilmen İlmihali 0 18-06-2008 16:22
Linux Ne Demektir ? (Uzun Bir Yazı Dizisi) ahmedgenç Bilgisayar Teknolojisi 7 18-04-2008 21:53
Padişahın üç oğlu ahmet yasin TASAVVUF ÂLEMİ 0 17-04-2008 20:11
Peygamberin takdiri ahmet yasin TASAVVUF ÂLEMİ 0 15-04-2008 12:58


Şu Anda Konuyu Görüntüleyen Aktif Kullanıcılar : 1 (0 Üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Biçimi


Bookmarks
Yetkileriniz
Yeni Konu Açamazsınız
Mesajlara Cevap Yazamazsınız
Mesajınıza Eklenti Ekleyemezsiniz
Mesajlarınızı Düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodlari Açık
HTML-KodlariKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Gitmek istediginiz klasörü seciniz

Sitemiz vBulletin Version 3.8.0 Beta 4 Kullanmaktadır.
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0
Copyright © 2007 - 2008 ilkvahiy.net


Sitemizde Yazılan Yazılardan ilkvahiy.net Ekibi Sorumlu Değildir. Herkes Kendi Yazdıklarından Sorumludur.
Bu Site Bir Flört Sitesi Değildir !!! Erkek-Bayan İlişkilerinde Hududu Aşanlar Direk Olarak Siteden Atılır.
Sitemizde Crack,Warez,Serial,Keygen vs. gibi tüm yasadışı içerikleri paylaşmak yasaktır.
Reklam, Flood, Spam, Argo, Küfür Siteden Atılma Sebepleridir.

Gizlilik ve Güvenlik | Hakkımızda | Logolarımız | Bizimle Çalışmak İster misiniz ? | Link Değişim
ilkvahiy.net'e Reklam Ver | Şikayetlerinizi Bildirin | Sitemizden Atılma Sebepleri