Evliyaullah’ın yolunu yol bilmeli.
Bahaüddin Nakşibendi(k.s); Bu yolumuzdan yüz çeviren tehlikededir buyurarak, yolun Rasulü Kibriya ve Ebubekir Sıddık’ın yolu olduğuna vurgu yapmak istemiş ve sözlerine ilaveten derki; Beyazıdı Bestami’nin yolunun nihayeti, benim yolumun bidayeti, Onun eline geçen en son marifet, benim elime geçen ilk marifet değilse, marifetullah Bahaüddin’in kalbine haram olsun der. Evet! Şah-ı Nakşibendi’ye kadar bu yol şu isimlerle anıldı:
Hz.Ebubekir Sıddık(r.anh.) ile Hz.Tayfur bin İsa Ebu Yezid el Bestamiye kadar Sıddıkiyye, Beyazidi Bestami Hz.lerinden Abdülhalıkıl Gücdivani’ ye kadar Tayfuriyye; Abdülhalıkıl Gücdivani’den Şah-ı Nakşibendi’ye kadar Haceganiyye, Şah-ı Nakşibendi’nin elinde en son Nakşibendiyye olarak günümüze kadar tasavvufa renk kattılar, kıyamete kadar da devam edecek elbette.
Allah’ın Habibi de; Ümmetimim yağmur gibidir, evvelimi daha hayırlıdır, ahiri mi daha hayırlıdır bilinmez buyuruyor. Şah-ı Nakşibendi(k.s) der ki; Allah’dan beni kendisine muhakkak vasıl edecek bir yol istedim, isteğim verildi ifadeleriyle bu yolu sevenleri ve bu yolda ilerlemek isteyenleri müjdeledi.
Eskiden herkes evliyaullaha sevgisinden dolayı Allah yolunda koştururdu, şimdi sevgiler dumura uğramış Allah sohbeti yapanlar adeta toplumda hor görülmeye başlanmışsa da mühim değil, isterse doğudan batıya kadar insan denen nesneyi seven hiç bulunmasın, yeter ki insanı Allah sevsin bu yeter, gerisi lafügüzaf.
Şeyh Sadi Şirazi gülbahçesinde gül fidanının dibindeki ot’a hal lisanı ile şöyle der:
-Ey ot! Senin ne şeklin var, ne kokun, ne rengin, ne güzelliğin, ne de kıymetin var, o halde burada işin ne?
Ot:
-Olsun, ‘gülbahçesinin otu’ ismini taşıyorum ya , bu yetmez mi? der
Allahü Teala, Bilinizki Allah’ın velileri için hiçbir korku yoktur ve onlar mahzunda olmazlar(Yunus, 62) buyurmakta. Gerçektende mahşer günü onlar için korku yoktur, ama ahiret sermayesi olmayan için bu risk var. O gün elli yerde sual sorulacak ve cevabı verilmeyen her biri soru için bin sene olduğu yerde sabit kalınacak. Evliyaullah ise anlık cevaplarla cenneti yurduna kanatlanacaklar.
Evliyaullahı tanımayıp gayrısına bağlananlar Rasulüllahın; Babasından gayrısına intisap edene Allah lanet etsin hükmüne girer. İbn’ul Farıd(k.s); Bizim anamızdaki manevi neseb cisme bağlı olan nesebden daha yakın ve kuvvetlidir demiştir. Çünkü; biri ruhu besler, diğer zahiri ebeveyn ise mideyi. Dolayısıyla ahiret sermayesine yönelik yatırım yapan manevi baba, cismani babadan önde gelir elbette. Rasulullah(s.a.v) herkese aynı çağrıyı yaptı; yüz çevirenler helak oldular, icabet edenler kurtuluşa erdiler, Nasıl ki; insan bazen yedi sülalesini merak eder, öğrenmek ister ya, aynen öyle de bir sufide bağlı olduğu manevi sultanını silsilesini bilmeli, rehberini yetiştiren manevi soy ağacını bilmeyen sufi gözü görmeyen ama misalidir çünkü.
Şah-ı Hazne anlatıyor:
Bir zamanlar çok sufisi olan bir şeyh varmış, bir gün sufisi:
-Bana zamanın Gavsını gösterir misin diye rica eder
Şeyh:
-Ben sana yetmiyor muyum ki zamanın Gavsını soruyorsun?
Sufi:
-Ama efendim çok merak ediyorum deyince
Şeyh;
-Falan memlekete git, falan köşede desti satan birisi var, işte o destici, zamanın Gavsıdır. Sufi denileni yapar,yanına varır:
-Bana bir desti sat der, destiyi verirken elinden düşürür ve kırar.
-Adam sakince:
-Zararı yok, der
Sufi:
-Ben birbaşka desti almayacağım vazgeçtim der.
Adam hiçbirşey olmamış gibi;
-Peki sen bilirsin der ve hiç desti satın almadan üstelik destiği de kırdığı halde onu güle güle uğurlar,
Aradan zaman geçer bu sefer Şeyhi sufisine:
-Zamanın Gavs’ı göçtü der.
Sufi şimdi de yeni Gavs’ı merak ederekten :
- Efendim zamanın Gavsı’nı bildirmeni rica ediyorum der.
Şeyh:
-Falan memlekette, falan yerde çömlek satan destici diye tarif eder, böylece tarif üzere
gelip yanına varır.
Sufi hoş beş sohbetten sonra desticiden desti satın almak ister:
Destici:
-Tamam der ve ardından şöyle seslenir:
-Al bu destiği, ancak sakın ola dikkat et kırmayasın, yoksa senden yetmiş desti parası
alırım uyarısını yapar.
Evet! evliyaullahda çeşit çeşit kimi celalli, kimi yunusi, yukarda bahsi geçen desti
satan iki gavs arasındaki fark gibi.
Gavs- Bilvanis-i anlattı:
İbrahimEthem haremiyle sarayında sohbet ederken damdan sesler işitir der ki;
-Damda ne işin var ey Arabi!
Adam:
-Develerimi arıyorum, der.
İbrahimEthem:
-Damda deve mi aranır?
-Sen benim bu halimi tuhaf karışlıyorsun ya, sen kuş tüyü yataklarda, zevkü ve sefaya
daldığın sarayda Allah’ı nasıl arar, nasıl aklına düşürürsün der ve kaybolur. Bu sözler İbrahim Ethemin can evinden vurur , padişahlığı sarayı bırakır mürşid aramaya koyulur. Bulur bulmasına da, ama bu seferde bulduğu Şeyh tarikat vermez der ki:
-Millete zulmetmiş olabirsin, zorla ellerinden mallarını almış olabilirsin iadesi gerekir
onun için şu aşamada sana tarikat veremem der.
Bu durumda İbrahim Ethem memleketine döner ne kadar kul hakkı varsa hepsini kuruşu kuruşuna sahiplerine iade eder ve ancak dergaha böyle kabül edilir. Dergahda severek on onbeş sene amel eder, artık şimdi sıra sınanmakta.. Şeyhi;
-Git bana şarap getiriver der, o da getirir, ama reddeder.
İbrahimi Ethem’i tekrar çağırır bu sefer der ki:
-Canım kadın istiyor, git bana kadın getir der. İbrahim ethem çaresiz hanımını getirir,
fakat şeyh kadını geri gönderir. İşte İbrahimEthem bu.. Teslimiyeti ile zamanın en büyük evliyalarından oluyor, hem de zor sınavı tereddütsüz bir şekilde usul usul, basamak basamak aşarak seçilmişlerin seçilmişi oluyor.Evliyaullah olmak, insana tacı-tahtı bile bıraktırır, dile kolay.
Mevlana; Padişahın dostu olan hiç zayıf kalır mı buyuruyor. O halde dostu evliya
Olan hiç garip kalır mı
Sitemizde Yazılan Yazılardan ilkvahiy.net Ekibi Sorumlu Değildir. Herkes Kendi Yazdıklarından Sorumludur.
Bu Site Bir Flört Sitesi Değildir !!! Erkek-Bayan İlişkilerinde Hududu Aşanlar Direk Olarak Siteden Atılır.
Sitemizde Crack,Warez,Serial,Keygen vs. gibi tüm yasadışı içerikleri paylaşmak yasaktır.
Reklam, Flood, Spam, Argo, Küfür Siteden Atılma Sebepleridir.