Birisi Hz. Ömer'e (r.a.) geliyor, Dyorki: "Ya emirelmü'minin, çocuğumdan şikayetçiyim. Çocuğum bana itaat etmiyor."
Hz. Ömer, " O zaman çocuğunuda getir , onu da dinleyelim , tek taraflı olmaz " diyor. Adam çocuğunu getiriyor. Hz. Ömer çocuğa diyor ki: "Sen babana itaatsizlikte bulunuyormuşsun. Baban senden şikayetçi. Niye itaatsizlikte bulunuyorsun? Baba hakkının çok ağır olduğunu bilmiyor musun?
Çocuğun cavebı şu olur: "Ya emirelmü'minin, anne-babanın çocuk üzerinde hakkı var da, acaba çocuğun anne-baba üzerinde hiç hakkı yok mu?
Hz. Ömer çocuğun bu sualine karşı duraklar. Karşısındaki muhattabının gelişmiş bir muhakeme sahibi olduğunu anlar. "Tabii, var elbette" der ve ekler:
"Birincisi, çocuk dünyaya gelince anne-baba ona Müslüman ismi koyacaktır.
"İkincisi evlenme çağına varıncaya kadarki devrede anne-baba ona İslam terbiyesi verecek, bir Müslüman hayatı öğretecektir.
"Üçüncüsü de, evlenme çağında onu evlendirip, ona Müslümanca bir hayat kuracaktır.
Hz. Ömer çocuğun haklarını böyle sayar. Çocuk bunun üzerine şöyle karşılık verir:
"Birincisinden başlayalım Ya emirelmü'minin. Bir defa benim ismim Cul'dur. Cul, gece kuşu, yarasa demektir. Babam bana bu ismi verince benden daha kendisine bir hizmet bekleyebilir mi? Demek ki, babam bana karşı birinci vazifesini yapmamış.
" İkinci olarak, ben baliğ olma devresine gelinceye kadar babamla oturup da iman, İslam konusunda şöyle bir etraflıca konuşmuş değiliz. Babamla benim aramda uçurum var. Onun karşısında rahatça konuşamam.
"Evlenme meselesine gelince, beni öyle biriyle evlendirdi ki, kızın ne imanla ne İslamla hiçbir alakası yok.
"Bugünkü meseleye gelince, ben sabahleyin kalkıp merkebime bindim. Öküzlerimi de önüme kattım, ıslık çalaraktan gidiyordum. Ben tam keyfe geldiğim sırada arkamdan çağırmış, ben de duymadım. Onun üzerine, niye bana cevap vermiyorsun da türkiye devame diyorsun diye bağıra çağıra küfrederek kızmış ve sana gelmiş. Hadisenin iç yüzü budur."
Hz. Ömer çocuktan bunu dinleyince, şöyle bir doğrulur ve gözlerini çocuğun üzerinden alır ve babanın üzerine diker, ciddileşir, sesini yükseltir ve "Efendi efendi, burada biri birisine karşı gelmiş, ama bu çocuğun babasına karşı gelmesi şeklinde değil, babanın çocuğa karşı gelmesi şeklinde bir olay vardır. Burada suçlu olan çocuk değil, sensin" der ve huzurundan kovar.
Acaba bizler çocuklarımıza karşı vazifelerimizi yapabiliyormuyuz? Vazifemizi yapmak istesek dahi yapmanın usulünü biliyomuyuz? Çocuklarımızın ruhlarına isyan tohumları ekiliyor. Bizi dinlemez hale getirilmek isteniyor. Çocuklarımızla aramızı açan unsurlar var. O zaman çocuklarımıza karşı, diyaloğu kurmanın yollarını arayacak ve çocuklarımızla iki aynı yaştaki insanın görüşmesi, konuşması gibi görüşüp konuşacak zamanı, zemini hazırlamak zorundayız.
Sitemizde Yazılan Yazılardan ilkvahiy.net Ekibi Sorumlu Değildir. Herkes Kendi Yazdıklarından Sorumludur.
Bu Site Bir Flört Sitesi Değildir !!! Erkek-Bayan İlişkilerinde Hududu Aşanlar Direk Olarak Siteden Atılır.
Sitemizde Crack,Warez,Serial,Keygen vs. gibi tüm yasadışı içerikleri paylaşmak yasaktır.
Reklam, Flood, Spam, Argo, Küfür Siteden Atılma Sebepleridir.